Patara’da büfe izniyle ‘beach club’a turizmci tepkisi!

Patara’da büfe izniyle ‘beach club’a turizmci tepkisi!

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Patara kumsalı, 18 kilometrelik uzunluğuyla Akdeniz’in en iyi korunan kumul alanlarından biri olarak gösteriliyor. Ancak ÖÇK Bölgesi niteliğindeki deniz kaplumbağalarının üreme ve yuvalama alanı olan Patara kumsalı son yıllarda insan kaynaklı kullanım baskısıyla karşı karşıya. Bunun en son örneği de Eşen Çayı’nın denize döküldüğü Çayağzı mevkiinde büfe izniyle yapılan beach club. Büyük Şehir Yasası ile kapatılan Ova Belediyesi’nin projelendirerek özel bir şirkete ihaleyle devrettiği büfe görünümlü tesise tepki gösteren Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise B. Ozan, “Koruma altında olan bir alanda böyle bir girişimin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu konuda dernek olarak da girişimlerde bulunacağız” dedi.

Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise B. OzanKaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise B. Ozan

TURİZM DERNEĞİ BAŞKANI SERT TEPKİ GÖSTERDİ

Patara kumsalında inşası süren ve Nisan sonunda açılışının yapılmasının planlandığı öğrenilen tesisten bölgeye yürüyüş yapmak için giden turistlerin kendilerine başvurmaları sonucu haberdar olduklarını dile getiren Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Büyükkaplan Ozan, “turistlerin bize getirdiği fotoğrafları görünce şoke olduk. Çünkü burada inşa edilen tesisin, Konyaaltı ya da Antalya’daki plaj işletmelerinden hiç bir farkı yok. Deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olan kumsalda büyük bir yer işgal edilmiş. Koruma altında olan bir alanda böyle bir girişimin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu girişim turistlerin de çok büyük tepkisini çekiyor. Bu konuda dernek olarak da girişimlerde bulunacağız” dedi.

eşen çayının patara kumsalında denize döküldüğü alan çayağzı olarak adlandırılıyorEşen Çayı’nın Patara kumsalında denize döküldüğü alan Çayağzı olarak adlandırılıyor

patara kumsalında çayağzı bölgesinde büfe izniyle inşa edilen tesis klüp tabelası astıPatara kumsalında Çayağzı bölgesinde büfe izniyle inşa edilen tesis klüp tabelası astı

patara detay patara detay2 patara detay3 patara pink clup detay2 patara pink clup detay3 tesiste ahşap platform içine yüzme havuzu da yapılıyorTesiste ahşap platform içine yüzme havuzu da yapılıyor

‘ANTALYA’NIN BATISINDA DOĞAYI TAHRİP EDEN TURİZM İSTEMİYORUZ’

Girişimin iyi niyetli olabileceğini ancak yer seçiminin son derece yanlış olduğunu söyleyen Ozan, “dünyanın neresine giderseniz gidin bu tür alanlarda böylesi girişimlere izin verilmez. Elbette bu tür alanlarda insanların ihtiyaçlarını karşılayacak üniteler yapılabilir ancak burada sadece büfe değil, yüzme havuzu bile bulunan koskoca bir plaj işletmesi yapılıyor. Biz Antalya’nın batısındaki ilçelerle birlikte doğayı tahrip eden turizm girişimlerine karşı ortak bir tavır geliştiriyoruz. Kentin doğusunda yapılan yanlışları bu bölgede yinelemek istemiyoruz. Alanya, Side ve Manavgat olmak istemiyoruz. Buralarda yapılan yanlışları biz de yapmak istemiyoruz. Bu bölgede doğayla uyumlu ekoturizmin öne çıkarılması için çaba harcıyoruz. Bu konuda yetkililere de büyük bir sorumluluklar düşüyor. Bu alanın incelenip izin verilen çerçevenin dışına çıkılıp çıkılmadığının denetlenmesini ve eğer verilen izinlerin dışına çıkılmışsa gereğinin yapılmasını istiyoruz. Bu konunun takipçisi olacağız” diye konuştu.

patara kumsalında inşa edilen tesisin canlandırmasıPatara kumsalında inşa edilen tesisin canlandırması

patara kumsalında inşa edilen tesisin canlandırması2 patara kumsalında inşa edilen tesisin canlandırması3BAKANLIĞIN İZNİYLE İNŞA EDİLEN TESİS NİSAN SONUNDA AÇILACAK

Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz yetkililer, Patara kumsalında inşa edilen tesisin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın izniyle yapıldığını belirttiler. 30 Mart’ta kapatılan Ova Belediyesi’nce geçtiğimiz yıl hazırlanan tip projenin Bakanlıkça da onaylanmasıyla büfe olarak inşasına başlanan tesis, Ova Belediyesi tarafından yapılan ihaleyle özel bir şirkete devredildi. Çeşitli plaj etkinliklerinin yapılması planlanan tesisin Nisan sonunda açılışının yapılacağı belirtiliyor.

17.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Babadağ’da bir yola iki gerekçe, çokça ağaç kıyımı!

Babadağ’da bir yola iki gerekçe, çokça ağaç kıyımı!

Yusuf Yavuz

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan Babadağ’da yapımına başlanan yol için çok sayıda ağacın yokedilmesi tepkilere neden oldu. Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’nca geliştirilen ve Güney Ege Kalkanıma Ajansı (GEKA) tarafından 750 bin lira hibe desteği sağlanan “Rotamız Babadağ” projesi kapsamında yapımı sürdürülen yolun bir bölümüne parke taşı döşenecek. Yol inşaatı sırasında aralarında sedirlerin de bulunduğu çok sayıda ağacın katledildiğini belirten yurttaşlar, “burada iki aracın geçebileceği genişlikte yol yapılıyor. Dağı adeta ikiye bölmüşler. Buradaki yıkımı görünce şoke olduk” sözleriyle girişime tepki gösterdi.

Babadağ, dünyanın en iyi yamaç paraşütü noktası olarak biliniyorBabadağ, dünyanın en iyi yamaç paraşütü noktası olarak biliniyor

BABADAĞ’DA BİR YOLA, İKİ GEREKÇE, ÇOKÇA AĞAÇ KIYIMI

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan ve biyolojik zenginliğiyle dikkat çeken Babadağ, Türkiye’deki en önemli yamaç paraşütü merkezlerinden biri. Bu özelliğiyle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Babadağ ayrıca Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarında yer alıyor. Likya Yolu’nun gözde rotalarını da barındıran Babadağ ve çevresi rekreasyon değeri açısından oldukça önemli bir bölge. Ancak oran yoluyla ulaşılabilen ve bin 700 ila bin 900 metrelik rakımlarda bulunan yamaç paraşütü pistlerine alternatif pistler yapılması amacıyla Babadağ’a yeni bir yol yapılması bölgede tepkilere neden oldu. Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilileri yolun orman yolu olduğunu söylerken, Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri ise yamaç paraşütünü 12 aya yayacak bir projenin parçası olduğunu belirtiyor.

DSCN5940 babadağ'da açılan yol için çok sayıda sedir ve çam ağacı kesildiBabadağ’da açılan yol için çok sayıda sedir ve çam ağacı kesildi


DSCN6017DSCN6029‘GÖRDÜĞÜMÜZ MANZARA DEHŞET VERİCİYDİ’

Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın hazırladığı “Rotamız Babadağ” projesi kapsamında yapılan yolun, aynı zamanda yangın yolu olarak da kullanılacağı öne sürülüyor. İnşaat çalışmaları devam eden yoldaki çalışmaları inceleyen yurttaşlar, Babadağ’ın adeta ikiye bölündüğünü belirterek, “Biz buradaki yıkımı görünce şoke olduk. Sedir, çam ve sandal ağaçları kesilmiş. Yol inşaatından aşağıya kayalar yuvarlanmış, pek çok ağaç tahrip olmuş. Bitkiler, çiçekler yok edilmiş. Gördüğümüz manzara dehşet vericiydi” sözleriyle tepkilerini dile getirdiler.

‘BU KADAR BÜYÜK KATLİAMLA YOL YAPILMASI ANLAŞILMAZ’

Bölgenin doğal zenginliğiyle Fethiye’nin ve Türkiye’nin gözü gibi koruması gereken bir alan olduğuna işaret eden yurttaşlar, “Ancak burada iki aracın geçebileceği genişlikte bir yol yapılıyor. Turizm adına böyle bir kıyım yapılmasını anlamak mümkün değil. Babadağ’a çıkan eski yol dağın arkasından geçiyordu. Şimdi açılan yol, dağın Fethiye’ye bakan tarafında yer alıyor. Bölgeye bir de dağ oteli yapılıyor. Babadağ’a teleferik projesi olduğunu biliyoruz. Dağa ulaşmak için teleferik daha az tahribat yaratacak ve daha ucuza mal olacak bir proje olabilirdi. Bu kadar büyük bir doğa katliamıyla neden böyle bir yol yapılıyor anlamakta zorlanıyoruz” diye konuştular.

ORMAN BAKANLIĞI: ‘YOL PLANIMIZDA VARDI’

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ise, Babadağ’a yapılan yolun bölgedeki orman yollarıyla ilgili planlarda bulunduğunu belirterek, “Fethiye’de bin 100 kilometrelik orman yolu planımız var. Bunun 600 kilometre kadarını yaptık. Geriye kalanı ise çeşitli nedenlerden dolayı yapılamadı. Bu yol da tamamen bizim planlarımızda yer alan bir çalışmadır. Bu tür yollar kamu-özel teşebbüs işbirliği ile de yapılabiliyor. Buradaki yol da Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı arasında yapılan bir protokol çerçevesinde, ÖÇK kurumunun izni de alınarak yapılmaktadır. Söz konusu yol, Babadağ’daki olası yangınlara müdahale için kullanılacaktır. Çünkü Babadağ’da yangın çıksa yapacak bir şeyimiz yok. Ancak helikopterle müdahale edilebiliyor” görüşünü dile getirdi.

’30 AĞAÇ KESİLMİŞ OLABİLİR ANCAK 300 BİN FİDAN DİKTİK’

Yol inşaatı sırasında çok sayıda ağacın ve biyolojik çeşitliliğin yok edilmesiyle ilgili sorularımızı da yanıtlayan yetkili, “yol çalışmaları sırasında mecburiyetten dolayı 20-30 ağaç kesilmiş olabilir ancak biz sadece bu yıl Fethiye’de 300 bin fidan diktik. Yol çalışması ister istemez doğaya zarar verir ancak hazırlanan protokole inşaattan çıkacak olan toprak ve molozun taşınması şartını koyduk. Kurumumuz uluslararası standartlarda hizmet vermektedir” dedi.

FTSO: ‘BULUTLU HAVALARDA DA UÇABİLMEK İÇİN’

Konu hakkında görüşüne başvurduğumuz Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’ndan aldığımız bilgilere göre ise 1 milyon lira bütçesi olan “Rotamız Babadağ Projesi” için Güney Ege Kalkınma Ajansı’ndan 750 bin lira hibe desteği alındı. Proje bedelinin geri kalanı ise Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası tarafından karşılanacak. 24 Şubat’ta Yiğit Beton Ltd. Şti.’ne ihale edilen proje kapsamında bin 200 metrelik rakımda yamaç paraşütü için atlayış pistleri yapılması öngörülüyor. Bunun gerekçesi ise havanın bulutlu olduğu zirveden uçuş yapılamadığı dönemlerde yamaç paraşütü uçuşlarının devam edebilmesini sağlamak olarak gösteriliyor.

ÇALIŞMALAR BİTİNCE ALANIN TANITIMI YAPILACAK

Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerine göre çalışmaların tamamlanmasının ardından yamaç paraşütü için ilçeye gelen tatilciler, havaların kötü olduğu dönemlerde de uçuş yapabilecek. Pistin açılmasının yanında zirveye çıkan yolun büyük kısmının parke döşenmesiyle de Babadağ’ın cazibesi daha da artırılmış olacak. Altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından alanın tanıtımı için çalışması yapılacağını belirten FTSO yetkilileri, “Özellikle bin 200 metre kotundaki pistin açılışında yamaç paraşütü olabilir, adrenalin sporcularından olabilir, Türkiye ya da bu alanda dünyaya malolmuş sanatçılardan birini buraya getirip ulusal ve uluslar arası alanda basının ilgisini çekerek Babadağ’ın ve bu pistin tanıtımını yapacağız” bilgisini verdi.

PARAŞÜTÇÜLER NE DÜŞÜNÜYOR?

Babadağ’a yol yapılmasıyla ilgili görüşlerini sorduğumuz bir tandem pilotu, yeni pistin pek çok sorunun çözümü için gerekli olduğunu ancak dünyanın en önemli atlayış parkuru olan Babadağ’da böylesi bir girişimin dengeleri gözeterek yapılması gerektiğini belirtiyor. Babadağ’daki alanın geçtiğimiz yıl özel bir şirkete kiralandığını ve alana girmek için yüksek miktarda ücret ödendiğini belirten tandem pilotu, “Bu projenin doğru araştırılıp en az zarar verecek şekilde yapılması gerekir. Yolun giriş kısmında sedir ağaçları yoğunlukta ancak genel olarak orman dokusu seyrek bir güzergah. Ticari olarak düşünüldüğünde bu oldukça gerekli bir proje ancak benim kişisel düşüncemi sorarsanız ben doğanın zarar görmemesinden yanayım. Çünkü bizler her şeyden önce bir sporcuyuz ve hiç bir sporcu doğanın zarar görmesini istemez. Sporcular havadayken altında yem yeşil bir orman dokusu görmek isterler. Ancak bu çok boyutlu bir konu. Bir yandan da dünyanın pek çok yerinden Babadağ’a gelmek isteyen sporcu var. Bir yandan da onu korumak zorundayız. Kısacası dengeler iyi gözetilmeli” görüşünü dile getirdi.

15.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Esnaf AKP’li Belediye Başkanı’na karşı ayaklandı!

Esnaf AKP’li Belediye Başkanı’na karşı ayaklandı!

İş yerlerinin önünü kapatan zabıta araçlarını elleriyle kaldırıp eylem yaptılar…

Yusuf Yavuz

DEMRE’DEKİ SEÇİM YARIŞI PAZARYERİNE TAŞINDI

Yerel seçimlerin üzerinden iki hafta geçti ancak seçmen tartışmaları bitmek bilmiyor. Antalya’nın Demre İlçesinde, AKP’li Belediye Başkanı Süleyman Topcu’nun kendisine oy vermeyen esnaflara, belediye personelleri ve zabıtalar aracılığıyla taciz ve tehdit ettiği iddiaları üzerine bir araya gelen yaklaşık 200 kişilik bir grup Pazaryerinde açıklama yaparak Topçu’yu protesto etti. MHP İlçe Başkanı Âlim Atabey, AKP’li Belediye Başkanı Topçu’nun kendisine oy vermeyen esnafların üzerinde baskı kurmaya çalıştığını öne sürerken, Başkan Topçu ise söz konusu esnafın kapalı Pazaryerinin önünü kapattığını iddia ederek herkesin kurallara uyması gerektiğini söyledi.

DSC_0022‘OY VERMEYEN ESNAFA BASKI YAPILIYOR’ İDDİASI DEMRE’Yİ KARIŞTIRDI

Demre’de AKP ile MHP arasında yaşanan seçim yarışı, Pazaryerine taşındı. Yerel seçimlerin üzerinden iki hafta geçmesine rağmen ilçede bitmek bilmeyen seçim tartışması, şöyle gelişti: İddialara göre, Demre Belediye Başkanlığını yeniden kazanan AKP’li Süleyman Topçu, kendisine oy vermeyen esnafları zabıta ve belediye personeli aracılığıyla tehdit etmeye başladı. Buna göre ilçedeki Cuma Pazarı’nda un ve yem ticareti yapan esnafın önünün, belediyeye ait araçlarla kapatılarak satış yapmalarının engellendiğini öne sürüldü.

‘ZABITA ARAÇLARINI ELLERİYLE KALDIRDILAR’

Bunun üzerine Pazaryerine gelen ve MHP’li olduğu belirtilen kalabalık bir grup, esnafların satış yaptığı alanı kapatan zabıta araçlarını elleriyle kaldırarak belediyenin bu uygulamasını protesto ettiler. Burada konuşan esnaflardan Mustafa Kofalak, satış yaptığı kamyonetin önüne zabıta aracını koyan zabıta çavuşunun, kendisine “Bu şekilde satarsan sat, satmazsan git memleketine” dediğini iddia etti.

‘ŞİMDİYE KADAR HİÇ BİR SORUN YAŞAMADIM’

Yaklaşık 5 aydır aynı yerde satış yaptığını ve şimdiye kadar hiçbir sorun yaşamadığını dile getiren Kofalak, “ Bize içeriden yer gösterdiler. Ben de ‘şurası olsun burası olsun inadım yok. Ama gelen müşteri ununu alıp gitsin, yola yakın bir yer olsun’ istedim. ‘Yok, olmaz’ dedi. Arabayı içeri çektik, bu sefer zabıta arabalarını buraya dayadı” iddiasında bulundu.

DSC_0029 DSC_0031 DSC_0024MHP’Lİ GRUP ESNAFA BASKI YAPILIYOR DİYE EYLEM YAPTI

Protestoların ardından bir açıklama yapan MHP Demre İlçe Başkanı Âlim Atabey, seçimi kazanan AKP’li Belediye Başkanı Süleyman Topcu’nun kendisine oy vermeyen esnaflar üzerinde baskı kurmaya çalıştığını öne sürerek, söz konusu baskılarla ilgili rahatsızlıklarını Topçu’ya ve resmi makamlara ilettiklerini kaydetti.

‘BASKILARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ’

Baskıların halen sürdüğünü gördükleri için eylem yapma kararı aldıklarını dile getiren Atabey, “Belediye Başkanı bilmelidir ki, bize destek versin vermesin her zaman küçük esnafımızın yanındayız. Seçimler gelip geçmiştir. Kazanan kazanmış, kaybeden kaybetmiştir. 30 Mart’tan sonra kazanan belediye başkanı iktidar partisindendir. Rozetini çıkartıp herkese eşit bir şekilde belediye başkanlığını yapmasını istiyoruz. Burada küçücük esnafın ekmeğiyle oynanmasına MHP olarak hiçbir zaman göz yummayacağız. Bu baskılara boyun eğmeyeceğiz. Bunu da herkes bu şekilde bilsin, görsün” diye konuştu.

BELEDİYE BAŞKANI TOPÇU: ‘KİMSEYE YANLI DAVRANMIYORUZ’

Bir saat kadar süren eylem, güvenlik güçlerinin olay yerine gelmesiyle son bulurken, esnafların iddialarına ilişkin açıklama yapan Demre Belediye Başkanı Süleyman Topçu, kimi esnafların kapalı Pazaryerinin girişini kapattığını öne sürdü. Söz konusu esnafa yer göstermelerine rağmen buraya gitmediklerini öne süren Topçu, kimseye yanlı davranmadıklarını belirterek herkesin kurallara uymak zorunda olduğunu dile getirdi.

15.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Bugüne kadar Dünya’da yaşayan türlerin yüzde 99’u yok oldu!

Bugüne kadar Dünya’da yaşayan türlerin yüzde 99’u yok oldu!

7 milyar homo sapiens, aptalca didişmelerle bu müstesna gezegeni yaşanmaz hale getiriyorlar…

Yusuf Yavuz

Çevre, enerji ve istatistik gibi konularda yaptığı bilimsel çalışmalarla bilinen nükleer fizikçi Prof. Dr. D. Ali Ercan, dünyanın normal koşullarda 3,5 milyar yıl daha yaşabilecek durumda olduğunu ancak canlılığın bu kadar uzun süre devam edeceğinin kuşkulu olduğunu belirterek, insan kaynaklı aykırılıklar sonucu, insan dahil tüm memelilerin azami 1 milyon yıl daha yaşayabileceğini kaydetti.

2012 yılında gökbilimcilerin kaydettiği güneşteki patlamalara ait görüntüler (NASA)2012 yılında gökbilimcilerin kaydettiği güneşteki patlamalara ait görüntüler (NASA)

GÜNEŞ SİSTEMİNDE YAŞANABİLİR TEK CENNETİ CEHENNEME ÇEVİRİYORUZ

İnsanoğlunun tek yaşam alanı olan gezegenimiz Dünya hakkında bir değerlendirme yapan Prof. Dr. D. Ali Ercan, Dünya’nın 4 milyar yıl sonra Güneş tarafından yutulacağını anımsatarak, “insanlığın ‘varı-yoğu’ ‘beşiği-mezarı’ bu küçük gezegendir: Dünyamız. Koskoca evrende ufacık mavi bir nokta. 7 milyar homo sapiens, kendi aralarında yaşam kavgasını sürdürürken anlamsız ve aptalca didişmelerle bu müstesna gezegeni de yaşanamaz hale getiriyorlar. Güneş sistemimiz içerisindeki tek yaşanabilir cenneti cehenneme çeviriyorlar” görüşünü savundu.

GELMİŞ GEÇMİŞ TÜRLERİN YÜZDE 99’U ARTIK YAŞAMIYOR

Dünyanın, şimdiye kadar beş büyük kıyamete sahne olduğunu belirten Ercan, bunların 440, 365, 245, 210 ve en son 65 milyon yıl öncesi meydana geldiğini ancak her seferinde yaşamın yeniden yeşerdiğini kaydettiği değerlendirmesinde, “bu tükenişlerin her birinde türlerin yüzde 80-90 kadarı yeryüzünden silinmişti. Özetle, şimdiye kadar var olmuş, gelmiş geçmiş türlerin yaklaşık yüzde 99′u artık yaşamıyor. Akla gelen bir soru var; yaklaşık son 2 milyon yıldan beri var olan insan türü bu gezegende milyonlarca yıl yaşamak becerisini gösteren ve ellerinde olmayan bir doğal afet sonucu ortadan kalkan dinozorlar kadar doğayla uyumlu yaşamak becerisini, kolektif zekâ sahibi olduğunu gösterebilecek mi? Ben şüpheliyim” ifadelerini kullandı.

ellerini ve aklını kullanmaya başlamasıyla dünyayı hızla tüketen insanın dinozlrlar kadar ayakta kalıp kalamayacağıGÜNEŞ DÜNYAYI ÖNCE YAKACAK, SONRA YUTACAK

Dünya’nın, Güneş’e yakınlık sıralamasında, Merkür ve Venüs’ten sonra 150 milyon km. uzaklıkta üçüncü sırada yer aldığını vurgulayan Ercan, “4,57 milyar yıl yaşındaki güneşimizin çevresine yaydığı enerjinin sadece 2 milyarda biri dünyamıza isabet eder ve işte bu enerji dünyadaki yaşamı olanaklı kılar. Güneşin dünyaya verdiği 1 saatlik enerji dünyadaki tüm insanlığın bir yılda tükettiği enerjiye eşdeğerdir. Her saniye 4,3 milyon ton maddeyi enerjiye çevirerek ışıyan Güneş’imizin daha 3,5 milyar yıllık bir ömrü var; Güneş’imiz normal olarak 80 yıl yaşayacak bir insanın 45 yaşındaki durumuna benziyor. Güneş’imiz 8 milyar yıllık ışıma ömrü sonunda toplam kütlesinin sadece binde birini bu şekilde kaybetmiş olacak! Ondan sonra o da şişerek önce bir ‘kırmızı dev’ olacak, Dünya’yı önce yakıp kavuracak, sonra yutacak, ardından da büyük bir patlamayla kütlesinin büyük kısmını evrene saçacak ve bir ‘beyaz cüce’ yıldız halinde kalacak” değerlendirmesinde bulundu.

DSCF8250

DSCF5813

VÜCUTLARIMIZI OLUŞTURAN ATOMLAR GÜNEŞE KARIŞACAK

Dünya’nın, eğer çok daha önce bir kozmik felakete kurban gitmezse normal koşullarda daha 3,5 milyar yıl yaşayabilecek durumda olduğunu kaydeden Ercan, ancak canlılığın bu kadar uzun süre devam edeceğinin kuşkulu olduğunu belirterek, “Çok büyük olasılıkla insan kaynaklı anomaliler sonucu gittikçe ısınan gezegende insanlar ve diğer tüm memeli hayvanlar azami 1 milyon yıl daha yaşayabilecekler. Muhtemelen ‘cyborglar (biyonik insanlar) ve robotlar bir şekilde, bir yerlerde yaşama devam edebilecekler. Dünya dışı zeki varlıklar arayışında da -rastlanabilirse eğer- muhtemelen bu tür canlılara (!) rastlanır. Böcekler ve bitkiler için 100 milyon yıl, mantarlar ve bakteriler için en fazla 1 milyar yıl ömür biçiliyor. Bir milyar yıl sonra virüs bile yok! Venüs yüzeyini andıran yeryüzü, metalleri bile eritecek sıcaklıkta olacağından tüm okyanuslar buharlaşmış durumda ve dünyamız güneşin biraz daha büyüyüp kendisini kucaklamasını bekliyor olacak. Yaklaşık 4 milyar yıl sonra bugün vücutlarımızı meydana getiren atomlar Güneş’imizin içinde olacaklar ve Güneş patladıktan sonra da ‘yıldız tozları’ halinde evren içerisine saçılacaklar. Ne güzel bir macera!” ifadelerini kullandı.

Fotoğraflar: Yusuf Yavuz

14.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Gezi’de direnenlerin öyküleri film oldu

Gezi’de direnenlerin öyküleri film oldu

Gezi direnişini anlatan belgesel film “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”, 15 Nisan’da izleyiciyle buluşuyor…

Yusuf Yavuz

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 5-20 Nisan tarihleri arasında bu yıl 33. düzenlenen İstanbul Film Festivali etkinlikleri sürüyor. Festival kapsamında 15 Nisan Salı günü izleyiciyle buluşacak olan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı belgesel film, geçtiğimiz yıl Türkiye’yi sarsan Gezi direnişini konu alıyor. Beyoğlu Sineması’nda izleyiciyle buluşacak olan filmin başlama saati ise 21:30.

TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK SİVİL DİRENİŞİ FİLM OLDU

Yönetmenliğini Gazeteci Reyan Tuvi’nin yaptığı 90 dakikalık belgesel filmde, Türkiye tarihinin en büyük sivil direnişlerinden biri olan ve Taksim Gezi Parkı’nda başlayıp, ardından ülkenin diğer kentlerine yayılan Gezi isyanı anlatılıyor.

GEZİ DİRENİŞİNİ ANLATAN FİLM 15 NİSAN'DA GÖSTERİME GİRECEKFİLMDE, GEZİ’DEN ÖNCE VE SONRA DEĞİŞEN YAŞAMLAR AKTARILIYOR

Anadolu coğrafyasının renklerini yansıtan ve Gezi’de yerini alan farklı yaşam tarzlarına ve iedolojilerine sahip on ayrı karakterin, kaderlerini değiştirme içgüdüsüyle, yeryüzünü nasıl hayal ediyorlarsa Gezi’de de öyle bir dünya kurmak için verdikleri mücadeleyi anlatan filmde hikayeleri aktarılan karakterlerin Gezi’den önce ve sonraki yaşamlarına ilişkin ayrıntılar da yansıtılıyor.

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK, GEZİ DİRENİŞİNİ ANLATIYORTÜRKİYE’Yİ AĞAYA KALDIRAN GÖRÜNTÜLER

Gezi’yle ilgili yapılan belgeseller arasında özgün bir çalışma olarak değerlendirilen belgesel filmde, Gezi Parkı’nda çadır kuran direnişşçilere yapılan şafak baskını, ilk müdahaleler ve tüm ülkeyi ayağa kaldıran çadırların yakılması olaylarını yansıtan görüntüler de yer alıyor.

14.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Kentsel dönüşüm o kentte AKP’yi yıktı!

Kentsel dönüşüm o kentte AKP’yi yıktı!

Bakan Güllüce itiraf etti: “Burdur kentsel dönüşüm yüzünden CHP’nin oldu!”

Yusuf Yavuz

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, 30 Mart seçimlerinde Burdur Belediye Başkanlığı’nın AKP’den CHP’ye geçmesinin gerekçesi olarak kentsel dönüşümü gösterdi. Kentsel dönüşümün vatandaşa rağmen yapılmamasını sağlayacaklarını söyleyen Bakan Güllüce, “Burdur, o yüzden mi CHP’nin oldu” sorusuna, “Bana göre öyledir. Burdur’un o yüzden CHP’nin olduğuna inanıyorum” yanıtını verdi. Yoksul halkı yerleşim alanlarından sökülüp atılmasını amaçlayan kentsel dönüşümün rant amaçlı bir talan projesi olduğunu öne sürerek üç mahale halkına bilgilendirme çalışması yürüten Burdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Arslan ise “Bakan Güllüce’nin itiraflarının tüm siyasilere ders olmasını dilediklerini açıkladı.

Burdur (Fot. Yusuf Yavuz)Burdur (Fot. Yusuf Yavuz)
Burdur'da kentsel dönüşüm için seçilen  alan fay hatlarının üzerinde bulunuyorBurdur’da kentsel dönüşüm için seçilen alan fay hatlarının üzerinde bulunuyor

BAKAN GÜLLÜCE YEREL SEÇİM SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İlbank Sosyal ve Eğitim Tesislerinde basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda, yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi. Pahalı dairelerde oturanların çoğunluğunun CHP’ye oy verdiğini öne sürerek tartışılacak değerlendirmelerde bulundu.

‘DAİRE FİYATLARI YÜKSELDİKÇE AKP’NİN OYLARI DÜŞER’

“Mesela İstanbul’da daire fiyatlarını sorun, size CHP’nin oyunu söyleyeyim. Daire fiyatları 700 bin liradan fazlaysa CHP çok yüksek, AK Parti azdır orada. Grafik şöyledir, daire fiyatları yükseldikçe AK Parti’nin oyları düşer” diyen Bakan Gülüce, bir dairenin fiyatının bir milyon doları geçmesi halinde ise AK Parti’nin o bölgede hiç olmadığını öne sürerek, “Orada CHP de yüzde 95 falandır” görüşünü savundu.

Burdurlular kentsel dönüşüme karşı imza  kampanyası başlatmıştıBurdurlular kentsel dönüşüme karşı imza kampanyası başlatmıştı

‘KENTSEL DÖNÜŞÜM FİKİRTEPE’DE OYLARI DÜŞÜREBİLİR’

Bağdat Caddesi’nde AKP’nin çok düşük, Fikirtepe’de ise yüksek oy aldığını söyleyen Bakan Güllüce, Güllüce, “kentsel dönüşümle Fikirtepe’nin oylarının düşmeye başlamasının ihtimal dahilinde olduğunu” dile getirdi.

‘YEREL SEÇİMLERDE KENTSEL DÖNÜŞÜM KARŞIMIZA ÇIKTI’

Altyapı çalışması gerçekleştirmeden kentsel dönüşüm yapmanın doğru olmadığını kaydeden Bakan Güllüce, yerel seçimlerde kentsel dönüşümü karşılarına farklı şekilde çıkardıklarını belirterek, “CHP, Burdur’da ‘Evinizi başınıza yıkıp sizi Isparta’ya gönderecekler’ diye siyasi çalışma yapıyor. Bana onlarca vatandaş ‘Niye yıkacaksınız, bizi Isparta’ya niye göndereceksiniz’ diye soruyor” diye konuştu.

‘BURDUR KENTSEL DÖNÜŞÜM YÜZÜNDEN CHP’NİN OLDU’

“Burdur, o yüzden mi CHP’nin oldu?” sorusuna, “Bana göre öyledir. Burdur’un o yüzden CHP’nin olduğuna inanıyorum” yanıtını veren Bakan Güllüce, “Bakan olarak vatandaşa tapulu malına kimsenin el süremeyeceğini anlatıyorsunuz ancak o yalan, öyle bir korku salınarak anlatılmış ki size hala inanmıyor. O yalana inananlar içinde katiyen CHP’ye oy vermeyecek ve güvenmeyecek olanlar da var. Varı yoğu, bütün serveti bir evi olan adama ‘AK Parti evini elinden alacak’ dendiğinde inanmak istemez ama ‘ya olursa’ korkusu onu dengesiz hareket ettirebilir. Ben ona yoruyorum” dedi.

BURDUR SİVİL TOPLUM PLATFORMU BAŞKANI KEMAL ASLANBurdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Aslan

O ÇALIŞMAYI YAPAN PLATFORM BAŞKANI AÇIKLAMA YAPTI

Burdur’da üç ayrı mahallede başlatılan kentsel dönüşüm çalışmalarına karşı halka yönelik bilgilendirme çalışması yürüten Burdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Aslan, Bakan Güllüce’nin değerlendirmelerinin ardından yaptığı açıklamada, Burdur’da AKP nin seçim kaybetmesinde kentsel dönüşüm uygulamasının etkin rolü olduğunu belirterek, Burdur’da seçimi kaybeden AKP’li Belediye Başkanı Sayın Sebahattin Akkaya’nın haberi olmadan AKP Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ile 3 mahallede uygulanmak üzere proje hazırladığını söyledi.

‘ÜÇ MAHALE HALKIYLA VERİLEN MÜCADELENİN SONUCU’

Burdur Sivil Toplum Platformu olarak kentsel dönüşümün, kentin en iyi yerleşim alanı olan bölgeden yoksul halkın sökülüp atılmasını ve rantsal dönüşümü amaçlayan bir talan projesi olduğunu halka iyi anlattıklarına dikkat çeken Arslan, “bu sonuç, mahalle halkıyla birlikte Cumhuriyet Meydanında 12 gün süren imza standında bilgilendirilen 13.000 yurttaşımızın verdiği imzaların bir yansımasıdır. Burdur Sivil Toplum Platformunun örgütlediği 3 mahalle halkıyla verilen mücadeleyi kırmak amacıyla getirilen Genel Müdürün cevap veremeyip, perişan olduğu toplantının sonucudur” görüşünü dile getirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce Burdur'da seçimi kaybetmelerinin gerekçesi olarak kentsel dönüşümü gösteÇevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce Burdur’da seçimi kaybetmelerinin gerekçesi olarak kentsel dönüşümü gösterdi

‘BAKAN GÜLLÜCE’NİN İTİRAFLARI SİYASİLERE DERS OLSUN’

Bu yönde verdikleri savaşımın henüz kazanılmadığının altını çizen Arslan, “rantsal dönüşüm tamamen durdurulmuş değildir. Çevre Şehircilik Bakanı Sayın Güllüce’nin Burdur’da dediği gibi, Burdur Belediyesi’ne verilen kentsel dönüşüm taşeronluğu alınıp TOKİ’ye verilerek kentsel dönüşüm talanı sürdürülmek istenecektir. Bu talanı durdurmak da halkımızla birlikte vereceğimiz mücadele ile mümkün olacaktır. Burdur’da tüm toplumsal dinamikleri ve CHP’li Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’i gelinen noktayı iyi değerlendirip, oynanan oyunu bozmak yolunda vereceğimiz mücadeleye destek olmaya çağırıyor, Bakan Güllüce’nin itiraflarının, tüm siyasilerimize ders olması dileğiyle saygılar sunuyoruz” diye konuştu.

13.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Sarıkeçililer için göç vakti

Sarıkeçililer için göç vakti

Yusuf Yavuz

Anadolu’nun göçebe yaşamı sürdüren son Yörük topluluğu olan Sarıkeçililer için göç zamanı geldi. Kış aylarını Mersin’in Anamur, Aydıncık ve Gülnar ilçelerinde, yaz aylarını ise Konya ve Karaman yaylalarında geçiren Sarıkeçili Yörüklerinin yaşam alanları giderek daralsa da onlar binlerce yıllık kültürlerini yaşatma savaşımı veriyor. Hazırlıklarını tamamlayan kimi Sarıkeçili ailelerinin Aydıncık’tan Çumra yaylalarına doğru yola koyulmasıyla başlayan göç, Nisan ayının 20′sinden sonra hızlanacak.

Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban SavranSarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran

ANADOLU’NUN GÖÇEBELİĞİ SÜRDÜREN SON TOPLULUĞU

Kılkeçisi yetiştiriciliği ile yaşamlarını sürdüren Sarıkeçililer, Anadolu’da göçebe yaşamı sürdüren son Yörük topluluğu. Yaklaşık 2 bin kişilik bir Sarıkeçili topluluğu, yerleşik yaşama geçmemek için her türlü zorluğa rağmen direniyor. Binlerce yıldır doğanın içinde yaşamın tümüyle birlikte devinerek varlıklarını sürdüren Sarıkeçililer, keçi kılından dokunan çadırlarda yaşıyorlar. Keçi sütünden ürettikleri peynir onlar için önemli bir geçim kaynağı. Devlete kirasını ödedikleri mera ve yaylalarda keçilerini otlatan Sarıkeçililer için yaşam giderek zorlaşıyor. Çünkü göç yolları ve yaşam alanları giderek daralıyor. Bunun en büyük nedeni de son yıllarda kırsalda giderek hız kazanan, baraj ve taş ocağı gibi yıkım projeleri ve onların varlığı hesaba katılmadan yapılan yasal düzenlemeler.

sarıkeçililer derneği başk pervin çoban savranSarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran

sarıkeçili ailesiSarıkeçili Ailesi

sarıkeçili çocukları keçilerle birlikte  büyüyorSarıkeçili çocukları keçilerle birlikte büyüyor

sarıkeçililer yılda iki kez göç ediyorSarıkeçililer yılda iki kez göç ediyor

6 HAFTADA 500 KİLOMETRE YÜRÜYECEKLER

Mersin’in Aydıncık ilçesi sahilinde kışı geçiren Sarıkeçililer, Nisan ortalarında Konya yaylalarına doğru göçmeye başlıyor. Keçileri ve develeriyle birlikte yaklaşık 500 kilometrelik göç yolunu 6 hafta gibi bir sürede ve yürüyerek katediyorlar. Göç, sahilden başlayarak giderek yükselen rakımdaki otların yeşermesi anlamına da geliyor. Bu nedenle göç yolu keçiler için bir şölene dönüşüyor. Sarıkeçililer “göç zamanı geldi mi keçileri bağlasan durmaz” diyorlar. Göç hazırlığını tamamlayan kimi aileler Aydıncık’tan yola çıktılar. Her yıl göç başladığı günlerde yapılan şenlik ise bu yıl 16-18 Mayıs tarihleri arasında Konya’nın Çumra ilçesinde gerçekleştirilecek.

KEÇİ OTLATILAN ALANLAR GİDEREK DARALIYOR

Göç hazırlıklarını yaptığı sırada sorularımızı yanıtlayan Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran, Nisan ayının 20′sinden sonra kalabalık gruplar halinde göçün hızlanacağını söylüyor. Göç yolunda ve yaylalarda yaşadıkları sorunlara değinen Savran, keçi otlatacakları alanların giderek daraldığını anlatıyor. Keçilerde uygulaması zorunlu olan küpelerin özellikle oğlaklarda çeşitli hastalıklara neden olduğunu anlatan Savran, “küpeler büyük olduğu için oğlakların beyinlerinde ur oluşuyor. Küpeler çalılara takılıyor, kimi keçiler deliriyor. Bu soruna bir çözüm getirilmesini bekliyoruz. Sarıkeçili ailelerini rahatsız eden bir başka konu da, göç sırasında ve yaşam alanlarımızda dışarıdan gelen ziyaretçilerin çektiği fotoğrafların para karşılığı satılıyor oluşu. Az da olsa bu tür davranışlar bizi üzüyor” diye konuştu.

sarıkeçililerBAKAN DAVUTOĞLU’NDAN ‘SİZİN ERKEKLERİNİZ YOK MU?’ SORUSU

UNESCO tarafından hazırlanan Somut Olmayan Kültürel Miras Projesi (SOKÜM) kapsamında yaşamlarını sürdürebilmeleri için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca desteklenme kararı alınan Sarıkeçililer’le ilgili dosyanın sürüncemede bırakıldığını da dile getiren Savran, “seçimlerden bir hafta önce Çumra’yı ziyaret eden Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’na dosyayı bizzat verdim ve taleplerimizi aktardım. Ancak, ‘sizin erkekleriniz yok mu, onlar nerede?’ diyen Sayın Bakanımızın ifadeleri beni son derece rahatsız etti, üzdü. Benzeri ifadeleri Orman Bölge Müdürlüğü yöneticilerinden de duydum. Bir kadın olarak sorunlarımızın çözümü için uğraşıyor olmamdan rahatsızlık duyulması anlaşılır gibi değil. Bizim kültürümüzde kadın erkek ayrımı yoktur” ifadelerini kullandı.

11.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Köprüçay katledilen binlerce ağacına ağlıyor!

Köprüçay katledilen binlerce ağacına ağlıyor!

İnsanları evsiz, kuşları yuvasız bırakan bu yıkıma imza atanlar tarih önünde hesap verecek…

Yusuf Yavuz

O ORMAN ARTIK YOK

Isparta’nın Sütçüler ilçesi sınırlarında Yukarı Köprüçay Havzası’nda yapımı sürdürülen Kasımlar Barajı ve HES projesinin suları altında kalacak olan karayolunun yerine yapılan yeni yol için binlerce çam ve meşe ağacı kesildi. Bir süre daha devam edeceği öğrenilen yol çalışmalarının yanısıra baraj gölü alanında kalacak olan orman arazisindeki binlerce ağacın daha kesilmesi planlanırken, ağaç kıyımından en çok etkilenen alanlardan biri olan Darıbükü köyü bitişiğindeki çam ormanının büyük bölümü yok oldu.

darıbükü köyü kasımlar barajı ve hes projesi tamamlandığında su altında kalacakDarıbükü Köyü Kasımlar Barajı ve HES projesi tamamlandığında su altında kalacak

darıbükü köyü ağaç kıyımından en çok etkilenen bölgeDarıbükü köyü ağaç kıyımından en çok etkilenen bölge

BARAJ İZNİ VERİLEN ALANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ORMAN

Yapımına geçen yıl başlanan Isparta ve Antalya sınırlarını kapsayan Kasımlar Barajı ve HES projesinin inşaat çalışmaları sürüyor. Kasımlar, Darıbükü, İbişler ve Çukurca köylerinde devam eden baraj inşatının yanında, baraj gölünün suları altında kalacak olan nehre paralel karayolunun yerine yeni bir yol yapılması için de çalışmalara başlandı. Ancak projenin kapsadığı alanın yaklaşık yüzde 70′inin orman arazisinden oluşması ağaç kıyımını da beraberinde getirdi. Kesim yapılan arazinin bir bölümü ise bir kaç yıl önce dikim yapılan sahalardan oluşuyor.

darıbükü köyünün güneybatısında yer alan orman yol için kesildiDarıbükü köyünün güneybatısında yer alan orman yol için kesildi

kasımlar barajının göl rezervuarının kapsayacağı alanın yaklaşık yüzde 70'e yakını orman niteliğindeki arazilerdKasımlar Barajı’nın göl rezervuarının kapsayacağı alanın yaklaşık yüzde 70′e yakını orman niteliğindeki arazilerdekasımlar barajının suları altında kalacak olan yolun yerine açılacak olan yeni yol için orman ve su işleri bakanlığ

AĞAÇ KIYIMI DEVAM EDECEK

Yol yapılacak güzergahta Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın denetiminde sürdürülen çalışmalarda binlerce karaçam, kızılçam, meşe ve çınar ağacı kesildi. İbişler ve İncedere köyleri arasındaki bölgede yapılması planlanan karayolu için sürdürülen kesim çalışmaları bugünlerde Darıbükü köyü çevresinde yoğunlaşırken, köyün bitişiğinde yer alan çam ormanın büyük bölümü yok edildi. Ağaç kesimi çalışmalarının, Güney ve Kuz mevkiileriyle Gürüz Mahallesinden geçerek İncidere köyü yakınlarına kadar sürdürülmesi planlanıyor.

orman yangınlarına karşı bilinçlendirme amacıyla suçatı mevkiine konulan kamuya ait tabela sökülerek yerine baraj firOrman yangınlarına karşı bilinçlendirme amacıyla Suçatı mevkiine konulan kamuya ait tabela sökülerek yerine baraj firmasının tabelası dikildi

ORMAN TABELASI SÖKÜLDÜ, BARAJ TABELASI DİKİLDİ!

Yöre köylülerince yargıya taşınan ve dava süreci devam eden proje tamamlandığında, göl rezervuar alanı içerisinde bulunan orman varlığının da yok omasının yanısıra yaklaşık 60 kilometrelik enerji nakil hattı için de anıtsal nitelikteki ağaçları barındıran Tota Ormanları da önemli ölçüde etkilenecek. Bölgedeki ağaç kıyımı tepki çekerken, orman yangınlarına karşı farkındalık yaratmak amacıyla Kasımlar Suçatı mevkiinde dikilen orman tabelası sökülüp tahrip edilerek yerine baraj şirketinin tabelasının dikilmesi de görenlerin yüreğini burkuyor.

barajın suları altında kalacak olan karayolunun yerine yeniden yapılan yol için binlerce ağaç kesildiBarajın suları altında kalacak olan karayolunun yerine yeniden yapılan yol için binlerce ağaç kesildi

baraj için karaçam, kızılçam ve meşe gibi ağaç türleri yok edildiBaraj için karaçam, kızılçam ve meşe gibi ağaç türleri yok edildi

‘BU YIKIMA İMZA ATANLAR TARİH ÖNÜNDE HESAP VERECEK’

Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu’ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada, biyolojik çeşitlilik ve orman varlığı açısından oldukça zengin olan bölgedeki tahribatın yalnızca ağaç kıyımıyla sınırlı olmadığının altı çizilerek, “iki ilin sınırlarında, büyük bir alanı kapsayan Kasımlar Barajı, yalnızca enerji üretme gerekçesiyle tüm halkın sahibi olduğu değerlere özel bir şirketin kazancı uğruna adeta el koymuştur. İnsanıyla, doğasıyla, kurduyla kuşuyla; içindeki tüm varlıklarıyla bir coğrafya parçası tüm toplumun gözü önünde vahşi sermayeye kurban edilmektedir. Enerjide dışa bağımlığı azaltacağız bahanesiyle Avrupa’ya elektrik satmak için insanları evsiz, kuşları yuvasız, balıkları susuz bırakan bu yıkım projelerinin altına imza atanlar tarih önünde hesap vereceklerdir” görüşüne yer verildi.

10.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Keçi çobanı iş makinesine karşı barikat kurdu!‏

Keçi çobanı iş makinesine karşı barikat kurdu!

Antalya’da sit alanı sınırına taş ocağı açılmak istenmesi köylüleri çileden çıkardı…

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Bezirgan köyünde açılmak istenen taş ocağı köylüleri isyan ettirdi. Dünyaca ünlü turizm merkezi Kalkan’ın yaylası konumundaki Bezirgan’da özel bir firma tarafından açılmak istenen taş ocağının ruhsat sahasında Likya dönemine tarihlenen kaya mezarları ile çeşitli kalıntıları olduğu ortaya çıktı. Taşınmaz kültür varlığı olarak 2012 yılında tescil edilen tarihi tahıl ambarları ile bölgede bulunan antik yol da taş ocağından etkilenecek. Girişime tepki gösteren köy halkı taş ocağı ruhsatının iptali için Antalya İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Koruma Bölge Kurulu ise bölgedeki korunan alanlara fiziki müdahalede bulunulmamasına karar verdi.

Bezirgan köyü her yıl binlerce turisti ağırlıyorBezirgan köyü her yıl binlerce turisti ağırlıyor

DÜNYACA ÜNLÜ KÖYÜN BAŞINA TAŞ YAĞACAK

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Bezirgan köyü, tarihi ve doğal dokusuyla her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce turisti ağırlıyor. ÇEKÜL VAKFI tarafından ‘Örnek Köy Yerleşmesi’ ilan edilen Bezirgan’da turizmin yanında badem, ceviz, susam ve buğday tarımı da köylülerin önemli geçim kaynakları arasında. Ancak Kalkan’ın yaylası konumunda bulunan Bezirganlıların başı bugünlerde köyün yanı başında açılmak istenen taş ocağıyla dertte.

RUHSAT VERİLEN ALANDA TARİHİ KALINTILAR BULUNDU

Özçelikler Demir San. Tic. Tur. Yat ve İşl. A.Ş adlı özel bir şirket tarafından Bezirgan’ın kuzey batısında yaklaşık 130 hektar alanda açılmak istenen taş ocağına karşı çıkan köylüler, ruhsat verilen bölgede sit alanı olduğu iddiasıyla Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne başvurdu. Bunun üzerine Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu uzmanları bölgede inceleme yaptı. Kurul uzmanları, kısmen taş ocağıyla ilgili ruhsat sahası içerisinde yapı kalıntılarının bulunduğunu tespit etti. Ardından hazırlanan raporu değerlendiren Koruma Kurulu, 21 Ocak 2014 tarihinde yaptığı toplantıda, taş ocağı açılmak istenen bölgenin, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen antik yerleşimler ve tarihi yol ile 2012 yılında “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilen tahıl ambarlarının koruma sınırına oldukça yakın olduğunu belirterek bu alanları olumsuz etkileyecek bir uygulamada bulunulmaması yönünde tavsiye kararı aldı.

bezirganlı keçi çobanı iş makineleri geçmesin diye yola barikat kurduBezirganlı keçi çobanı iş makineleri geçmesin diye yola barikat kurdu
koruma altındaki tarihi tahıl ambarları bezirgan'ın simgelerinden biriKoruma altındaki tarihi tahıl ambarları Bezirgan’ın simgelerinden biri
taş ocağı açılmak istenen bölgede tarihi yapı kalıntıları dikkat çekiyorTaş ocağı açılmak istenen bölgede tarihi yapı kalıntıları dikkat çekiyor

KORUMA KURULU ‘SİT ALANLARI ZARAR GÖRECEK’ DEDİ

Taş ocağı faaliyetleri sırasında yapılacak patlatma, pasa dökümü ve nakliye gibi uygulamaların sit alanlarına verebileceği zararların dikkate alınması gerektiğinin altı çizilen Kurul kararında, tescilli sit alanları, tahıl ambarları ile antik yol güzergâhı koruma alanına her hangi bir fiziki müdahalede bulunulmaması yönünde ilgili kurumlarca gerekli önlemlerin alınması gerektiği kaydedildi.

KÖYLÜLER TAŞ OCAĞININ İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI

Kurul kararının ardından taş ocağı ruhsatının iptali istemiyle Antalya İdare Mahkemesi’ne dava açan Bezirgan köylüleri, bütün köy halkının imzasını taşıyan itiraz dilekçesini de mahkemeye sundular.

iskoç kökenli pauline şalvarlı 16 yıldır bezirgan'da yaşıyorİskoç kökenli Pauline Şalvarlı 16 yıldır Bezirgan’da yaşıyor

BEZİRGAN’IN İSKOÇYALI GELİNİ TAŞ OCAĞINA İSYAN ETTİ

Taş ocağının açılmaması için köylülerden imza toplayan ve 16 yıldır Bezirgan’da yaşayan İskoçyalı Pauline Şalvarlı, Bezirgan’ın bölgenin bozulmamış yaylalarından biri olduğunu belirterek, “Taş ocağı açılırsa bizim köyümüz biter. Çünkü ben Türkiye’nin birçok yerini gezdim ama bu köy gibisini görmedim. Buraya her yıl Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya, Güney Afrika’dan Kanada’ya, Avrupa’dan Rusya’ya kadar dünyanın dört bir yanından insanlar tatil için geliyor ve bölgenin doğasından çok etkileniyorlar. Çünkü köyümüzün yaban hayatı çok zengin. Ayrıca dünyanın en büyük 10 yürüyüş yolundan biri olan Likya Yolu’da buradan geçiyor. Başka bir ülke böyle bir rotaya sahip olmakla gurur duyar ve ilgiyle korurdu. Ama Türkiye’de böyle bir değerin üzerine Suudi Arabistan’a taş satmak için taş ocağı açılmak isteniyor. Bu gerçekten çok üzücü ve bütün dünya bize gülecek” diye konuştu.

‘BAKANLIK YETKİLİLERİ AİLESİNİ TAŞ OCAĞINDA TATİLE GÖTÜRÜR MÜ?’

Bezirgan’ın geleceğinin turizmle şekilleneceğine dikkat çeken Şalvarlı, burada taş ocağı ruhsatı veren yetkililerin kendi ayağına kurşun sıktığını öne sürerek, “Turizm Bakanlığı yetkililerine sormak gerekiyor, siz ailenizle tatil yapmak istediğinizde onları bir taş ocağına mı götüreceksiniz? Ya da bir sanayi merkezine mi? Yoksa doğası ve tarihi dokusu bozulmamış bir yere mi? Burada üç aydır köylülerin uykuları kaçıyor, yaşlılar üzüntüsünden ağlıyorlar. Çünkü taş ocağıyla birlikte köydeki üretimin yok olacağının farkındalar. Dedelerinden bozulmadan aldıkları yaşam alanlarını torunlarına nasıl bırakacaklarını düşünüyorlar. Çünkü bu köylülerin gidecek başka yerleri yok” ifadelerini kullandı.

keçi çobanı sadık dumanKeçi çobanı Sadık Duman

ÇOBAN SADIK DUMAN: ‘BÜTÜN KÖYLÜ BUNA KARŞI AYAKLANDI’

Taş ocağı ruhsatı verilen bölgede çobanlık yapan Bezirganlı Sadık Duman ise, girişim öncesinde köylülere herhangi bir bilgi verilmediğini belirterek tepki gösterdi. Dedeağaç mevkiinde keçi ağılı ve tarlaları bulunduğunu belirten Duman, “biz tüm Bezirgan köylüleri burada taş ocağı açılmasını istemiyoruz. Çünkü herkesin küçük bahçeleri var, soğanını sarımsağını burada yetiştiriyor. Tarlasına buğday ekiyor. Keçilerimiz burada yaşıyor. Taş ocağı açılırsa bunlar yok olacak. Bütün köylü buna karşı ayaklandı” dedi.

koruma kurulu kararıKoruma Kurulu Kararı

köylüler, 130 hektarlık alanda açılmak istenen taş ocağının köylerini olumsuz etkileyeceğini söylüyorlarKöylüler, 130 hektarlık alanda açılmak istenen taş ocağının köylerini olumsuz etkileyeceğini söylüyorlar

İŞ MAKİNESİ GEÇEMESİN DİYE YOLA TAŞLARLA BARİKAT KURDU

Çoban Sadık Duman’ın, taş ocağı açılmak istenen bölgeye giden traktör yolunun girişine kendi elleriyle sürüklediği taşlarla barikat kurması ise dikkat çekici. Bunu neden yaptığını sorduğumuzda, iş makinelerinin geçişini engellemek için yaptığını söylüyor.

10.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Hayali suyla HES yapmaya kalktılar!

Hayali suyla HES yapmaya kalktılar!

Yusuf Yavuz

Antalya Manavgat’ta Ahmetler kanyonunda yapılmak istenen HES projesinin uygulanacağı alanda yaptığı arazi incelemesinin ardından projeye ait ÇED raporunu değerlendiren Prof. Dr. Doğan Kantarcı, Ahmetler’deki HES için 153 kilometre uzaklıktaki Gazipaşa Bıçkı Çayı’nın akım gözlem istasyonuna ait ölçümlerin rapora konulduğunu ortaya çıkardı. Kantarcı, projeye Bıçkı Çayı akış ölçmelerinin eklenerek, akış miktarlarının yüksek ve devamlı gösterilmesinin yanıltıcı ve dikkat çekici olduğunu söyledi.

V2.90Ahmetler köylüleri geçtiğimiz yıl sonunda aylarca HES şirketine direnmişti

PROF. DR. DOĞAN KANTARCI HES USULSÜZLÜĞÜNÜ ORTAYA ÇIKARDI

Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Ahmetler köyünde bulunan Ahmetler Kanyonu’nda yapılmak istenen HES projesi, köylülerin aylarca direnmesinin ardından ilgili firma iş makinelerini kanyondan çekmişti. Ancak tüm ülkede büyük tepkilere neden olan HES projesiyle ilgili ÇED raporunda ortaya çıkan usulsüzlükler, HES projelerinin ne denli bilimsellikten uzak planlandığını da gözler önüne serdi. Bölgede yaptığı arazi incelemesinin ardından projeye ait ÇED raporunu değerlendiren İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, Ahmetler’deki HES için 153 kilometre uzaklıktaki Gazipaşa Bıçkı Çayı’nın akım gözlem istasyonuna ait ölçümlerin rapora konulduğunu ortaya çıkardı.

AHMETLER KÖYÜ TARIM, HAYVANCILIK VE ARICILIKLA GEÇİNİYOR

Ahmetler’deki incelemesinin ardından, bölgede yapılması planlanan HES projesine ilişkin bir rapor hazırlayan Prof. Dr. Doğan Kantarcı, raporunda Karpuz Çayı havzasında yaklaşık 700 metre rakımda yerleşik bir Türkmen köyü olan Ahmetler’de yaşayan halkın hayvancılık, tarım ve arıcılıkla geçimini sağladığını belirterek, köyün arazisinden geçen Kapız Çayı’nın çatlaklı karstik yapıdan dolayı yaz aylarında kuruduğuna dikkat çekti.

AHMETLER KANYONUAhmetler Kanyonu

AHMETLER KÖYÜNDE İNCELEME YAPAN PROF. DR. D. KANTARCI RAPOR HAZIRLADIAhmetler köyünde inceleme yapan Prof. Dr. Doğan Kantarcı rapor hazırladı

KÖYLÜLER DİRENİNCE FİRMA ARAZİDEN ÇEKİLDİ

Sarp arazide yer alan Kapız Çayı çevresinde çok sayıda bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu farklı ekosistemlerin barındığını kaydeden Kantarcı, vadinin doğa sporları için de kullanıldığını belirtti. Raporunda, bölgede projelendirilen HES’le ilgili olarak Antalya Valiliği tarafından verilen “ÇED Gerekli Değildir” belgesine dayanılarak DSİ ile firma arasında yapılan “Su Kullanım Hakkı” anlaşmasınının ardından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından üretim lisansı verildiğini ancak projenin kesinleşmesinin ardından inşaata başlamak isteyen firmanın köylülerin direnmesi üzerine araziden çekildiğini anımsattı.

HES YAPILACAK VADİYİ GÖRMEDEN İZİN VERİLMİŞ

Söz konusu HES projesiyle ilgili ÇED Gerekli Değildir kararının köy muhtarlıklarına ilan edilmediğine değinen Kantarcı, Ahmetlerlilerin köylerinde HES yapılacağını 2012 yılında firma köye geldiği zaman öğrendiklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu: “HES projesinin raporunda; ‘Kanyonun 3,5 kilometrelik bölümünün arazi şartları müsait olmadığı gerekçesiyle incelenmediği’ belirtilmiştir. Sözü edilen 3,5 km HES su alma yeri (Ahmetler Değirmeni) ile su toplama havuzu arasındaki tünel/kanal güzergâhının haritadaki (Kuş uçumu) mesafesidir. HES projesinde kanal/tünel yapısının geçirileceği yerler dahi incelenmemiştir. Kapız’ın 7 km’lik vadisi görülmemiştir. Kapız vadisinde birçok yerin ip ile tırmanılarak veya inilerek geçilmesi gerekmektedir. Bu yetersiz arazi çalışması ve incelemesi, projenin de yetersizliğini göstermektedir.”

V2.90Ahmetler direnişinden

V2.90MANAVGAT’TAKİ HES İÇİN GAZİPAŞA’DAKİ NEHRİN ÖLÇÜMLERİ EKLENMİŞ

HES projesinde Karpuz Çayının akış (Akım Gözlem İstasyonu-AGİ) değerlerinin baz alındığı ve debinin hidroelektrik santralı işletilmesi için uygun olduğu belirtildiğine değinen Kantarcı, raporunda, “Karpuz Çayı üzerinde su akış ölçmesi yapılan Uzunlar Köprüsü ile Ahmetler Değirmeni akış miktarları yanında Gazipaşa’da Bıçkı Çayı-İnceğiz Köyü’ndeki akış değerleri de verilmiştir. Karpuz Çayı su akış miktarları ile Bıçkı Çayı-İnceğiz su akış miktarları arasında çok önemli farklar vardır. Bıçkı Çayı bir düdenden (İnceğiz) beslenmekte olup, yaz aylarında bile önemli miktarda su getirmektedir. Karpuz Çayı ve özellikle Ahmetler Değirmeni Boğazından kar sularının akışından sonra çok az su gelmektedir. Bu HES projesine Bıçkı Çayı akış ölçmelerinin eklenmesi, akış miktarlarının yüksek ve devamlı gösterilmesi yanıltıcı ve dikkat çekicidir. Yaz aylarında elektrik üretiminin yapılmaması, Kapız yatağına yüzde 10 kadar bir can suyu bırakılması öngörülmüştür. Yaz aylarında Kapız’daki dere yatağından su akmamaktadır. Bırakılacağı vaat edilen yüzde 10 oranındaki can suyu ise dere yatağından çatlak sistemine sızıp, kaybolacaktır” ifadelerine yer verdi.

‘HES YAPILIRSA KÖYLÜLER GECEKONDU SAKİNİNE DÖNÜŞECEK’

Raporunun sonuç bölümünde Ahmetler’de inşa edilmek istenen HES projesinin olumsuz etkilerine de değinen Kantarcı, suya bağlı bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı derin vadideki doğal ve ekolojik sistemlerin yok olacağının altını çizerek, şunları kaydetti: “Suyu alınan Ahmetler Kapız’ı kuruyacaktır. Suyu Ahmetler Köyü ve çevresindeki diğer köyler içme ve sulama suyu olarak kullanmaktadırlar. Tarım ve hayvancılığı yok olacak olan köylü göç etmek zorunda kalacaktır. Böylece köylü üretim yapamayan, tüketici durumda, başkalarının yanında iş bulmaya çalışan bir gecekondu sakinine dönüşecektir.

‘SU, MİLLETİNDİR, ŞUNA BUNA PEŞKEŞ ÇEKİLECEK BİR MAL DEĞİLDİR!’

Antalya Valiliğinin ‘ÇED gerekli değildir’ kararı, doğru değildir. Valilik sadece elektrik üretimi kapasitesine bakarak ( 10 MW) bu kararı vermiştir. Proje dosyasının ilgili birimlerce yeterince incelenmediği anlaşılmaktadır. Valilik “ÇED gerekli değildir.” kararına direnen Ahmetler Köyü halkına Jandarma birliği göndermiştir. Halk kendi askerine karşı gelmemiş, sahip çıkmıştır. Bu tartışma bir çatışmaya dönseydi ve can kaybı olsaydı, sebebi ‘ÇED gerekli değildir’ kararı olacaktı. Ahmetler Kapızı’nın suyunun 49 yıllığına bir firmaya verilmesi, köylünün bu suyu hiçbir şekilde kullanamaması anlamına gelmektedir. Su; doğal bir kaynak’ olup, milletin malıdır. Şuna buna peşkeş çekilecek, satılacak, tahsis edilecek bir mal değildir.”

07.04.2014

© tüm hakları saklıdır

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 382 takipçiye katılın