Akkuyu’ya nükleer, Akdere’ye çimento!

Akkuyu’ya nükleer, Akdere’ye çimento!

Akdeniz’in doğusuna kara bulut gibi çöken yıkım projeleri doğal yaşamı bitirecek…

Yusuf Yavuz

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Akdere mahallesinde yapılması planlanan Çimento fabrikası ile bölgede kurulması planlanan termik santrale kömür nakli için Yeşilova mahallesinde ruhsatsız olarak yapıldığı öne sürülen liman yöre halkı tarafından protesto edildi. Yeşilovacık limanında yapılan protesto eyleminde konuyla ilgili basın açıklaması yapan Mersin Doğa ve Çevre Derneği Silifke Temsilcisi avukat Ayşe Doğan, Akdeniz’in doğusunun nükleer ve termik santral ile çimento fabrikalarının tehdidi altında olduğunu belirterek, işletme ruhsatı olmayan limanın kullanıma açıldığını söyledi. Afrika ülkelerinde hukuksuz yollarla kömür getirildiği öne süren Doğan, Akdere Çimento Fabrikasının da kapalı kapılar ardında, halktan gizli bir tutum içerisinde inşa edildiğini iddia etti.

AKDENİZ’İN DOĞUSU YIKIM PROJELERİNİN TEHDİDİ ALTINDA

Mersin’in cennet koyları ve verimli tarım alanları yıkım projelerinin tehdidi altında. Nükleer ve termik santral projelerinin yanı sıra çimento fabrikaları, liman inşaatları ve vahşi madencilik kentin Akdeniz kıyılarını geri dönüşümsüz biçimde etkilemeye hazırlanıyor. Kiminin inşasına başlanan, kimi de proje aşamasında olan girişimlere yöre halkından ise büyük tepki var. Bu amaçla yıkım projelerinden en çok etkilenen yerleşimlerin başında gelen Silifke’ye bağlı Yeşilovacık mahallesinde bir araya gelen Mersin Çevre ve Doğa Derneği üyeleri protesto eylemi ve basın açıklaması yaptı.

IA9A7439‘ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ KİRLENİYOR’

Grup adına basın açıklaması yapan Mersin Çevre ve Doğa Derneği Silifke Temsilcisi avukat Ayşe Doğan, siyasi iktidarın 10 yıldır başta nükleer santraller olmak üzere, ithal kömüre dayalı termik santrallere ağırlık vererek enerjide dışa bağımlı, kirli ve riskli çözümlere yöneldiğini öne sürerek, “Bu tercihlerle ülkemiz temiz, yerli ve yenilenebilir enerjilere yatırım yapmaktan uzaklaşmakta. Böylelikle hem dünyanın göz bebeği olan güzel doğamız yok edilmekte, hem de çocuklarımızın bizlere emaneti olan çevremiz kirlenmektedir” dedi.

IA9A7469 IA9A7503 IA9A7571 IA9A7576TURİZMLE NÜKLEER, TERMİK VE ÇİMENTO FABRİKASI İÇ İÇE

Turizm bölgesi ilan edilen eşsiz koyları ve tertemiz deniziyle koruma altında bulunan Doğu Akdeniz’in, nükleer santral, çimento fabrikası ve termik santrallerle büyük bir tehdit altında olduğuna değinen Doğan, artık bu tehdidin kapıya dayandığına dikkati çekerek, “Çimento fabrikaları ve termik santraller kirli teknolojilerdir. Akdere’de kurulan Çimento fabrikası ve çimento fabrikasına hizmet edecek olan termik santral tarım bölgesinde kurulması planlanmaktadır. Çimento fabrikası ve termik santral de günde yaklaşık 20 bin ton ithal kömür kullanılacaktır. Bu tesisler çalışmaya başlayınca meydana gelecek tozlar, ağır metaller ve gazlar Silifke, Aydıncık ve Gülnar’da tarımı balıkçılığı, hayvancılığı ve insan sağlığını çok olumsuz etkileyecektir” diye konuştu.

‘RUHSATSIZ LİMANA HUKUKSUZ KÖMÜR BOŞALTILIYOR, BU SUÇTUR’

Akdere Çimento fabrikası ve termik santraline hizmet edecek olan Yeşilovacık Limanı’nın, Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı şekilde yapıldığını da belirten Doğan, “limanın inşaatı halen devam ederken ve henüz ruhsatsız iken bu limana Güney Afrika’dan kömür taşıyan geni yanaşarak tonlarca kömürün hukuksuz bir şekilde boşaltımı ve nakliyesi yapılmaktadır. Ruhsatsız limandan uluslararası mal girişinin yapılmış olması bir suçtur. Bu suçu işleyenlerin hukuken cezalandırılması gerekmektedir” görüşünü dile getirdi.

IA9A7601‘MERSİN SAHİPSİZ DEĞİLDİR, BU ALDATMACANIN KARŞISINDAYIZ’

“Biz kadınımızı erkeğimizi önce işsiz ve aşsız bırakan, sonra da iş imkânı sunacak diye bu kirli teknolojileri kabul ettirmeye zorlayan zihniyeti kabul etmiyor, bu aldatmacanın karşısında duruyoruz” sözleriyle açıklamasını sürdüren Doğan, yöre halkının doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalacağını görerek buna itiraz ettiklerini belirterek, şunları dile getirdi: “Yeşilovacık, Akdere, Silifke, Aydıncık, Gülnar ve Mersin sahipsiz değildir. Bu kirli teknolojiler için yüzlerce ağaç kesen şirketlere ‘kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikeceksiniz’ sözünü hatırlatıyor ve termik santral yapmak için bir gecede kesilen 6 bin zeytin ağacının binlercesini eken Yırca halkının direnişinden güç alıyoruz. Bizler de, bölgemizde yaşayan Akdeniz’in yürekli kadını, erkeği ve genci ile direnecek ve direne direne kazanacağız.”

01.05.2015

© tüm hakları saklıdır

Turizm cennetinde 1 Mayıs’ta hükümete manifesto!

Turizm cennetinde 1 Mayıs’ta hükümete manifesto!

Yusuf Yavuz

Türkiye’nin dört bir yanında alanlara çıkan emekçiler 1 Mayıs’ı coşkusuyla alanları doldururken, Antalya ’nın turizm cenneti Kaş ilçesindeki kutlamalara özgürlük talepleri, kıyı yağması ve rant karşıtlığı damgasını vurdu. Kalkan, Finike ve Demre’den de katılımın olduğu Kaş’taki 1 Mayıs kutlamalarında kadınların yoğunluğu dikkat çekti. Yürüyüş ve miting alanında atılan sloganlarda ise AKP hükümetine yönelik öfkeye, manifesto niteliğindeki kapsamlı basın açıklaması eşlik etti.

Kaş’taki 1 Mayıs kutlamaları, Demre, Finike ve Kalkan’dan gelen meslek örgütü temsilcileri ve yurttaşların saat 14.00’te Uğur Mumcu Caddesi’nde buluşmalarıyla başladı. Eğitim-Sen, KESK, Haziran Hareketi, CHP, Kaş Çevre Platformu gibi kuruluşların öncülüğünde oluşturulan 1 Mayıs kortejine yüzlerce yurttaş katıldı. Uğur Mumcu Caddesi’nden başlayan yürüyüş, AKP karşıtı sloganlar eşliğinde Emin Erdem Meydanı’na kadar sürdü.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

KAŞ’TAKİ 1 MAYIS KUTLAMASINDA FAŞİZAN BASKILARA İSYAN YÜKSELDİ

1 Mayıs düzenleme komitesi adına Eğitim-Sen Kaş Temsilciği’nden Züher Çapar burada ortak basın açıklamasını okudu. Siyasi iktidarın işçiler, kamu emekçileri, emekliler ve toplumun ötekileştirilen tüm kesimlerinin acil çözüm bekleyen sorunlarını geri plana iterken her fırsatta toplumu ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasını sürdürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, “iktidar, son dönemde giderek arttırdığı baskı ve şiddet politikalarını güvence altına almak, kendisini korumak için iç güvenlik yasasını çıkardı. Zaten sınırlı olan özgürlükleri kısıtlamayı hedefleyen iç güvenlik yasası ile devlet şiddetine yasal kılıf hazırlamayı, sıkıyönetim uygulamalarını olağan hale getirmeyi hedeflediler. Gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sosyal medyaya getirilen yasak, faşizan bir yönetim aklının sınır tanımayacağını açıkça göstermiştir. Bu yasak, her alanı kontrol altına almak isteyen AKP’nin, hakları korumaktan ziyade internet dünyasına açmış olduğu bir savaşın ürünüdür” görüşüne yer verildi.

‘TÜRKİYE MEZHEP SAVAŞININ ÜSSÜ HALİNE GELDİ’

AKP hükümetinin dış politikadaki hezimetinin de sert dille eleştirildiği açıklamada, mezhepçi politikalarla ülkenin Suriye’deki iç savaşın merkez üssü haline getirildiği ileri sürülerek, “başta AKP iktidarı olmak üzere, yürütülen ‘vekâlet savaşı’na son verilmesini, bütün emperyalist güçlerin ve işbirlikçi devletlerin ellerini Suriye’den derhal çekmesini istiyoruz” denildi.

‘EĞİTİMDE GERİCİLEŞTİRME ÖZELLEŞTİRME DAYATMASI’

AKP iktidarının eğitimi dini kurallara göre düzenlemesinin okullarda ayrıştırma yaratarak yeni çatışma alanları oluşturduğuna dikkat çekilen açıklamada, “eğitimin gericileştirilmesi bir yana eğitimin özelleştirilmesi de dayatılmaktadır. İktidar, özel okullar için 3 bin 500 liraya kadar kaynak aktarırken devlet okullarına kaynak aktarmaması okullarımızda eğitimin niteliğini düşürmektedir” ifadelerine yer verildi.

DSCF1337DSCF1297‘TOPRAĞIMIZ, SUYUMUZ, ORMANLARIMIZ PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR’

Kadına yönelik şiddetin taşeronlaşmanın da sert dille eleştirildiği açıklamada, özetle şu görüşlere yer verildi: “Toprağımız, suyumuz, ormanlarımız sermayeye peşkeş çekiliyor. Maden ocaklarıyla yağmalanan ormanlarımız, HES’lerle kilit vurulan derelerimiz halkımızındır. Derelerine, ormanlarına sahip çıkanların baskı altına alınarak tutuklanması, AKP’nin halkın değil, sermayenin çıkarlarını düşündüğünün açık bir göstergesidir. Nükleer santrallerle geleceğimizin yok edilmesine çalışılıyor. Bu memleketin gerçek sahipleri olarak buna izin vermeyeceğiz. Soygun, talan ve sömürü düzenine karşı ekmek, adalet ve özgürlük mücadelesini yükseltmek için ülkenin her yerinde AKP’nin tüm yasaklarına ve saldırılarına karşı alanlara çıkan milyonlarla birlikteyiz.”

Emin Erdem Meydanı’nda verilen konserle şölen havasında geçen Kaş’taki 1 Mayıs kutlamaları olaysız şekilde son buldu.

01.05.2015

© tüm hakları saklıdır

Anılarınızdaki domates ve patlıcanlar geri geliyor!

Anılarınızdaki domates ve patlıcanlar geri geliyor!

Bu belediyenin projesi ayakta alkışlanır. Diren ala patlıcan, diren sırık domates…

Yusuf Yavuz

Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ‘Yerel Tohum Projesi’ kapsamında yerel tohumlardan elde edilen 30 bin fidenin dağıtımına başlandı. Efeler ilçesinde gerçekleştirilen dağıtımda 5 bin fide üreticiyle buluşurken, üreticiler fidelere büyük ilgi gösterdi. Fide dağıtım töreninde üreticilere yerel tohumdan elde edilen fideleri dağıtan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Yenipazar’da 4 dekarlık açık alanda Yerel Tarım Ürünleri Çalışma Sahası oluşturduklarını belirterek burada üretilen fidelerin ücretsiz olarak halkın kullanımına sunulduğunu dile getirdi. Çerçioğlu, fide almak için birçok köyün yanı sıra komşu il ve ilçelerden de vatandaşların başvurduğunu söyledi.

ÖZLEM ÇERÇİOĞLU ELLERİYLE ÜRETİCİLERE FİDE  DAĞITTIDEVLET ‘YEREL TOHUM YASSAH HEMŞERİM!’ DEDİ, KÖYLÜ TAKASA BAŞLADI

Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Aydın’da, Büyükşehir Belediyesi’nden yerel tohum seferberliği başlatıldı. 2006 yılında AKP hükümetince çıkartılan 5554 sayılı Tohumculuk Kanunu gereğince ‘kalibrasyon’ sorunu oluşturduğu gerekçesiyle ticari olarak satışına yasaklama getirilen standart dışı yerel tohumlar giderek yok olma aşamasına geldi. Bunun üzerine atalarından kalma tohumları takas yoluyla çoğaltarak üretmeyi sürdüren üreticiler, Ege ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere yerel tohum takası etkinlikleri organize etmeye başladı.

PROJE AFİŞİTARIM MERKEZİ AYDIN’DA ALKIŞLANACAK YEREL TOHUM PROJESİ

Bu konuda başı çeken sivil toplum örgütlerinin başında gelen Karaot Tohum Derneği ile birlikte Aydın’da kapsamlı bir ‘Yerel Tohum Projesi’ başlatan Aydın Büyükşehir Belediyesi, proje kapsamında Yenipazar’da kurulan 4 dekarlık serada Aydın’ın yerel tohumlarından üretilen 30 bin fidenin dağıtımına başladı.

YEREL TOHUMLARDAN ÜRETİLEN FİDELER ÜCRETSİZ OLARAK DAĞITILDI

Yerel tohumların kaybolmaması ve geleneksel tarımın sürdürülmesi amacıyla başlatılan proje kapsamında ilk etapta 5 bin fide üreticilere ücretsiz olarak dağıtıldı. Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen fide dağıtımına büyük ilgi gösteren üreticiler ve yurttaşlara kendi eliyle fide dağıtan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, yüzde yüz yerli ürün olan fidelerden üretilecek sebzelerin gönül rahatlığı ile tüketilmesi gerektiğini belirterek, projeyle yerel ürün çeşitliliğini gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarmayı hedeflediklerini kaydetti.

FİDE ALMAK İÇİN KOMŞU İL VE İLÇELER DE SIRAYA GİRDİ

Yıllar öncesi tüketilen sebze ve meyvenin tadının bugün alınamadığına değinen Çerçioğlu, “Hafızalarımızdan silinmeyen o lezzetlerin sırrı yerel tohumlarla üretilen fidelerden geliyor. Eski lezzetli ürünlerimizi tekrar pazarlarımıza, mutfaklarımıza getirebilmek adına Yerel Tohum Projesi başlattık. Bu amaç doğrultusunda Karaot Derneği ile işbirliği içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yenipazar’da 4 dekarlık açık alanda Yerel Tarım Ürünleri Çalışma Sahası oluşturduk. Bu fidelerimiz bu sahamızda üretildi. Yenipazar’da ilçe girişinde bir çalışma sahası daha bulunmakta. Bu iki alanda yerel tohumlarımız kullanılarak fidelerimiz üretilmekte ve halkımızın kullanımına ücretsiz olarak sunulmaktadır. Yenipazar’da bulunan seramızdan fide almak için birçok köy, ilçe ve komşu illerden vatandaşlarımız geliyor” diye konuştu.

AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ÖZLEM  ÇERÇİOĞLU FİDE DAĞITIM TÖRENİNE KATILDI ÇERÇİOĞLU, PROJEYLE YEREL TOHUMLARIN YOKOLMASININ  ÖNÜNE GEÇMEYİ HEDEFLEDİKLERİNİ SÖYLEDİALA PATLICAN VE SIRIK DOMATESLER GERİ GELİYOR

Yerel tohumların ve geleneksel tarım yöntemlerinin hızla kaybolduğunu dile getiren Çerçioğlu, bunun önüne geçmeyi planladıklarını belirterek, “Bu anlamda toplam 30 bin adet olmak üzere, bugün 5 bin adet yerli tohumlarla üretilmiş, hibrit olmayan, meyvesinden tohum elde edilebilecek domates, biber ve patlıcan fidelerini sizlerle paylaşıyoruz. 25 bin adet yerel fideyi ise Bozdoğan, Yenipazar, Çine, Koçarlı, Söke, Didim ve Kuşadası ilçelerimizin köylerinde dağıtacağız. Fidelerimiz, Yenipazar salçalık, oturak ve yarı sırık domatesleri, Karaot Boz, Yenipazar Topan, Donduran Ala patlıcanları ile Yenipazar biberlerinin yerel fideleridir. Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak, her mevsim için sebzelik fide üretip vatandaşlarımıza dağıtacağız. Bu fideleri tek yıllık bir ürün olarak görmeyip, gelecek yıllara aktarılacak birer tohum sağlayıcı olarak düşünmeliyiz” dedi.

01.05.2015

© tüm hakları saklıdır

Böyle orman kıyımı sömürgelerde bile görülmedi!

Böyle orman kıyımı sömürgelerde bile görülmedi!

Yusuf Yavuz

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Değirmencik köyünde İÇDAŞ A.Ş tarafından yapılmak istenen ancak 360 dekarlık ormanı yok edeceği öne sürülen kül depolama alanı mahkemece durduruldu. Ancak mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen ormanlık alanı tahrip eden uygulamayı durdurmayan İÇDAŞ firması çalışmalarını sürdürüyor. Girişime karşı dava açarak tek başına mücadele veren aktivist Kenan Taş, “Bu kanunsuzluğa kimse dur demeyecek mi? Mahkeme kararlarının İCDAŞ karşısında bir hükmü yok mu merak ediyorum” sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi.

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Değirmencik köyünde İÇDAŞ A.Ş tarafından 360 dekarlık ormanlık alanda kül depolama tesisi kurulması için ilgili imar planında değişiklik yapıldı. Ancak bölgedeki termik santralden çıkacak olan küllerlin depolanacağı alanın yalnızca 360 dekarlık alanı tahrip etmekle kalmayacağı, çevredeki tüm ormanlık alanı yok edeceği öne sürülerek girişim yargıya taşındı.

Ekran Alıntısı DSC_0337 DSC_0360 DSC_0339ŞİRKETİN BİNLERCE DEKAR TAPULU ARAZİSİ VAR, GÖZÜNÜ ORMANA DİKTİ

Değirmencik köyünde yaşayan aktivist Kenan Taş, yasalara aykırı ve usulsüz olarak yapılacağını öne sürdüğü kül depolama alanının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Dava dilekçesinde ilgili şirketin bölgede binlerce dekar tapulu ve boş arazisi olduğunu ileri süren Taş, kül depolama alanının ormanlık bölgede yapılması durumunda ormanların yok olacağını savundu.

DAVALI İDARE SAVUNMA VERMEDİ, MAHKEME YÜRÜTMEYİ DURDURDU

Davayı gören Çanakkale İdare Mahkemesi, hukuka aykırı bulduğu girişimle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Davalı Çanakkale İl Özel İdaresi’nin savunma vermediğine dikkat çekilen mahkeme kararında, kül depolama alanıyla ilgili yapılan imar planı tadilatında 1/5000 ölçekli nazım imar planı paftalarının hazırlanmadığına dikkat çekilerek, davanın reddine ilişkin başvurunun da hukuka uygun bulunmadığına hükmedildi.

YD Red kararıYürütmeyi durdurma red kararı

DAVACI KENAN TAŞ: ‘MAHKEME KARARINA RAĞMEN TAHRİBAT ARTTI’

Mahkeme kararının ardından sahadaki faaliyetin durdurulması ve ormanlık alanın eski haline getirilmesi için kararla birlikte alandaki tahribatı gösteren fotoğraflarla yetkililere başvuran davacı Kenan Taş, ayrıca telefonla da ihbarda bulunduğunu belirterek, “Ancak İÇDAŞ şirketi mahkemenin kararının ardından ormanı tahrip eden faaliyetlerini durdurmadığı gibi, tahribatlarını arttırarak devam ettirdiğini gözlemlemekteyim” diye konuştu.

DSC_1975 DSC_1972 DSC_1968

‘BU KANUNSUZLUĞA KİMSE DUR DEMEYECEK Mİ?’

Orman sahasında yetkili makamlara başvurduktan sonraki tahribatı gösteren fotoğrafları da paylaşan Taş, “Bu kanunsuzluğa kimse dur demeyecek mi? Mahkeme kararlarının İÇDAŞ karşısında bir hükmü yok mu merak ediyorum” dedi.

25.04.2015

© tüm hakları saklıdır

Dünyanın en güzel kumsalını öldürdüler!

Dünyanın en güzel kumsalını öldürdüler!

Yusuf Yavuz

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü turizm cenneti Ölüdeniz kumsalında kaçak olarak inşa edilen platform hakkında yıkım kararı çıktı. Ancak yöre halkı ve turizmciler sit alanında inşa edilen platformun kaldırılmasını beklerken 500 metrelik ucube yapı denize 30 metre daha yaklaştırıldı. Fethiyeli sivil toplum örgütleri ise uygulamayı protesto ederek kumsalı işgal eden yapının kaldırılmasını isterken, dünyanın en gözde plajlarından biri olarak anılan Ölüdeniz kumsalı, kaçak yapı yüzünden sıralamadan çıkarıldığı belirtildi.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Ölüdeniz Belceğiz kumsalında kıyı kanununa aykırı ve kaçak olarak inşa edilerek restoran-kafe hizmeti veren platform, turizmcilerin ve yöre halkının tepkisini çekiyor. Hem Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK), hem de 1. Derece Doğal SİT Alanı olarak iki ayrı koruma şemsiyesi altında olan Ölüdeniz kumsalında ruhsatsız olarak inşa edildiği belirtilen 500 metrekarelik platformun kıyı yasasını da ihlal ettiğini dile getiren esnaflar ve sivil toplum örgütü temsilcileri yapının bir an önce sökülmesini için yetkililere başvurdu.

KUMSALDA EYLEM YAPAN HALK UYGULAMAYA TEPKİ  GÖSTERDİ KALDIRILMASI BEKLENEN KAÇAK YAPI DENİZE DAHA ÇOK  YAKLAŞTIRILDI YÖRE HALKI ÖLÜDENİZ'DE KAÇAK İNŞA EDİLEN YAPININ  SÖKÜLMESİNİ İSTİYORSÖKÜLMESİ BEKLENEN PLATFORM DENİZE DAHA ÇOK YAKLAŞTIRILDI!

Ancak Fethiye Belediyesi’nin yıkım kararı aldığı kaçak yapı için Muğla Valiliği’nin onayı beklenirken platformun denize doğru 30 metre daha yaklaştırılması görenleri şaşkına çevirdi. Bunun üzerine kumsalda toplanan sivil toplum örgütleri uygulamayı protesto etti.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ AYAĞA KALKTI

Fethiye Sivil Toplum Bileşenleri Likya Koruma Platformu adına basın açıklaması yapan Okyay Tirli, pergole olarak adlandırılan kafe bar işletmesinin acilen kaldırılmasını talep ederek, “Ölüdeniz dünyanın sayılı doğal plajlarından biridir. Ölüdeniz plajı ticari meta olarak görülmemelidir. Dünyanın gözbebeği olan ölüdeniz plajının özel şirketlere verilmesinin ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha gördük. Ölüdeniz’de sürdürebilir turizmi destekleyen katılımcı çevreci yönetim politikaları yerel yönetim, esnaf ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak oluşturulmalıdır” dedi.

ÖLÜDENİZ DÜNYANIN EN GÖZDE PLAJLARI LİSTESİNDEN ÇIKARILDI

Kıyı kanununa göre yasa dışı olan yapının kaldırılması için gereken şikâyetlerin yapıldığına da değinen Tirli, “Fethiye Belediyesi kaçak olduğuna dair tutanaklar tutmuş, yıkım kararı tebliğ edilmiş, yasal mevzuat gereği kaçak yapınızı kaldırın, kaldırmazsanız biz yıkıp, bedelini sizden alırız, süreci başlamıştır. Fethiye Kaymakamlığı’na gereken suç duyuruları yapılmıştır. Dünyanın en gözde plajı olan Ölüdeniz Belcekız plajı bu yapı yüzünden dünya sıralamasından çıkarılmıştır” diye konuştu.

FETHİYELİ STK'LAR PLAJDA EYLEM YAPTI‘BURADA KAMU YARARI YOK, BU İŞLETME AHLAKİ DEĞİL’

Kaçak yapı hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunduklarının altını çizen Tirli, “Ayrıca halkımız ve yabancı misafirlerimiz güneşlenirken, plajın ortasındaki bu kaçak cafe bar restorant da içki içilmesini ve oturulmasını ahlaki bulmuyoruz. T.C Anayasasının 43. maddesi kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kumsallar ve plajların kullanılmasında kamu yararı gözetir, denmektedir. Burada gördüğünüz gibi kamu yararı yoktur. Ölüdeniz sahipsiz değildir. Güneşlik adı altında yapılan yapının kaldırılarak, toplumun menfaati doğrultusunda halkın kullanımına açılmasını, toplumsal barışı koruyarak gereken yasal işlemlerin yapılarak kaçak yapının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

25.04.2015

İlgili haber: Turizm Haftası’nda kaçak yapı ayıbı!

© tüm hakları saklıdır

Antalya’nın yeşili ticari alana kurban edilmesin!

Antalya’nın yeşili ticari alana kurban edilmesin!

Yusuf Yavuz

Antalya’da bir grup avukat, mimar, mühendis ve akademisyen gibi meslek gruplarından yurttaşların oluşturduğu Kent İzleme Platformu (AKİP) Sözcüsü Avukat Mustafa Şahin, üretim geleneği ve kültürel alan özelliğiyle cumhuriyet döneminin simgelerinden Dokuma Fabrikası’nın tamamının yeşil alan olmasını istedi. Şahin, toplam 488 dönüm olan Dokuma Fabrikası arsasının 250 dönümündeki ticaret fonksiyonunun iptal edilerek bu bölgede kişi başına 1 m2 olan aktif yeşil alan miktarının artırılabilmesi için alanın tamamının yeşil alan olarak projelendirilmesi gerektiğini söyledi.

3 AVM İÇİN 150 BİN METREKARE TİCARİ ALAN AYRILDI, PLAN DEĞİŞMELİ

Mustafa Şahin, AKİP adına yaptığı yazılı açıklamada, Dokuma’yı ‘ticaret alanı’ ve ‘kent parkı’ olarak ikiye bölen Özelleştirme İdaresi’nin 2005 planının halen yürürlükte olduğunu hatırlatarak bu planın değişmesi gerektiğini söyledi. Plana göre 488 dönüm arazinin kamuya terki zorunlu miktarı olan 200 dönüm kadarı için ‘kent parkı’ ve yol payı ayrıldıktan sonraki 250 dönüm alanın ‘ticari alan’ olarak tanımlandığını kaydeden Şahin, “Ancak 2005’ten sonra Dokuma Fabrikası çevresinde inşa edilen Kipa, Özdilek ve Eresta gibi 3 AVM için toplam 150 bin m2’den fazla ticari alan üretildiğini söyledi.

10 METREKARE OLMASI GEREKEN YEŞİL ALAN 1 METREKAREDEN AZ

Akdeniz Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nün 2005 yılında Dokuma Fabrikası’nı çevreleyen 7 mahallede kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının 1 m2’den az olduğunu tespit ettiğini ve kişi başına yeşil alan ihtiyacının ise 10 m2 olduğunu hatırlatan Mustafa Şahin, plan tadilatı yapılarak Dokuma’nın tamamının yeşil alana dönüştürülmesini önerdiği açıklamasında, “Kepez Belediye Meclisi, Dokuma Fabrikası alanı için fikir projesi yarışması kararını uygulamadan önce buradaki imar planı yapma yetkisini kullanarak Dokuma çevresindeki 7 mahalledeki kişi başına düşen aktif alan yeşil alan miktarını 1 m2’nin üzerine çıkarabilmek ve ‘üstün kamu yararı’ açısından 488 dönüm Dokuma alanının tamamına ‘kent parkı’ fonksiyonu getirmelidir” diye konuştu.

Dokuma FOTO 1 (1)TİCARET FONKSİYONUNUN KENT PARKI OLMASINDA HUKUKİ ENGEL YOK

Kepez Belediye Meclisi’nin Dokuma için bir komisyon kurmasını ve bir fikir projesi yarışması düzenlemesinin olumlu bir adım olduğunu belirten Mustafa Şahin, Dokuma alanının ikiye bölünmüş olarak ve buradaki ticari fonksiyon iptal edilmeden projelendirilmek istenmesini ise doğru bulmadıklarını ifade etti. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün hukuki nedenlerle Dokuma’nın 250 dönümlük kısmı için bir işlem yapılmadığı açıklamasının gerçeği tam yansıtmadığını ifade eden Mustafa Şahin şöyle devam etti: “Turkmall’ın nakit ödemelerinin iadesi için açtığı davada mahkemenin verdiği tedbir ve haciz kararı bu alandaki ‘ticaret’ fonksiyonunun ‘kent parkı’ olarak değiştirilmesinde hukuki bir engel değildir. Çünkü mahkemenin tedbir kararı fikir projesi yarışması yapılacak 238 dönümlük alan için de geçerlidir.”

HAKAN TÜTÜNCÜ ÖNCE YEŞİL ALAN DEDİ, SONRA KONGRE MERKEZİ

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün 2009’da Dokuma’nın tamamı için “Hyde Park gibi yeşil alan olacak” dediğini de hatırlatan Av. Mustafa Şahin, Tütüncü’nün 2009’da ‘yeşil alan’ olmasını istediği Dokuma için 2014’ten sonra neden ‘kongre merkezi’ önerdiğini açıklamasını istedi. Şahin, Dokuma Fabrikası alanının Pil Fabrikası gibi komşu parsellerle birlikte planlanması gerektiğini ve bu ihtiyacın Kepez Belediye Meclisi’nce 2002 yılında yapılan ve Dokuma ve Pil fabrikalarını ‘alt merkez’ ve ‘kent parkı’ olarak düzenleyen imar planında da benimsendiğini de sözlerine ekledi.

21.04.2015

© tüm hakları saklıdır

Antik kent çöplüğe döndü!

Antik kent çöplüğe döndü!

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Serik ilçesinde bulunan Sillyon antik kenti, her yıl binlerce ziyaretçi ağırlamasına rağmen bakımsızlık ve ihmal yüzünden adeta çöplüğe döndü. Perge ve Aspendos arasında yer alan Sillyon’un girişinde ve gezi parkurlarında düzenleme yapılması gerektiğini belirten yöre halkı, bozuk parkurların ziyaretçileri tehlikeye soktuğunu söylüyor. Antik kentte çevre düzenlemesi yapılması konusunda yetkilileri defalarca uyardıklarını söyleyen Ramazan Kocagöz, “Bakanlardan, milletvekillerine her gelen yetkili sorunun çözülmesi konusunda söz verdi ama yıllardır somut bir adım atılmış değil. Sillyon’un bu ayıptan bir an önce kurtatılmasını istiyoruz” dedi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

TURİZMİN BAŞKENTİNDEKİ SİLLYON İLGİSİZLİKTEN ÇÖPLÜĞE DÖNDÜ

Serik’e bağlı Yanköy Mahallesi’nde bulunan Sillyon antik kenti, dik bir yamacın üzerindeki yerleşimiyle dikkat çekiyor. Antalya’ya sadece 30 kilometre uzaklıktaki Silyon, özgün konumuyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak Perge ve Aspendos’un tam ortasında yer alan Sillyon, yıllardır çözülemeyen çevre düzenlemesi sorunu yüzünden ziyaretçilere zor anlar yaşatıyor. Girişteki çöplük görünümünün ahır olarak kullanılan yapıların antik kente yakışmadığını dile getiren yurttaşlardan Ramazan Kocagöz, gezi parkurlarındaki taşların temizlenmesi gerektiğini belirterek, “yürüyüş alanlarının bozuk olması ziyaretçileri tehlikeye sokuyor. Antik kent içerisinde bilgilendirme ve yön levhaları da bulunmuyor. Ayrıca girişteki kötü görünüm tepki çekiyor” dedi.

Turizmin başkentindeki Sillyon antik kenti ilgisizlik  yüzünden çöplüğe döndü‘BASİT ÖNLEMLER TEHLİKEYİ ÖNLEYECEK’

Sorunun çözülmesi için yıllardır yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını anlatan Kocagöz, “Bakanlardan milletvekillerine, belediye başkanlarından konuyla ilgili kamu kurumlarına kadar bu konuda görüştüğümüz her yetkili sorunun çözülmesi konusunda söz verdi ama yıllardır somut bir adım atılmış değil. Sillyon’un bu ayıptan bir an önce kurtatılmasını istiyoruz. Yapılacak düzenlemelerin büyük masraflara yol açmayacağını düşünüyoruz. Basit bazı önlemlerle ortaya çıkacak kimi tehlikelerin önüne geçilebilir. Turizm sezonunun başladığı şu günlerde kanti gezen ziyaretçiler hayati bir tehlike yaşamadan bu sorunun çözülmesini istiyoruz” görüşünü dile getirdi.

SİLLYON’DA GEÇİCİ BİR DÜZENLEME YAPILABİLİR

1969 yılında kayma sonucu tiyatro ve Odeon gibi yapıların göçtüğü Sillyon’da günümüze ulaşan sağlam yapıların arasında Selçuklular döneminden kalma kubbeli camii de dikkat çekiyor. Bugüne kadar yalnızca yüzey araştırması yapılan antik kentte kazı yapılmadığı için çevre düzenlemesi de bulunmuyor. Uzmanlara göre Antalya’da benzeri durumda olan pek çok antik kent gibi Sillyon’da da ziyaretçilerin sorunsuz gezilebilmesi için geçici bir düzenlemeyle alanın ıslah edilmesi gerekiyor.

21.04.2015

© tüm hakları saklıdır

Turizm Haftası’nda kaçak yapı ayıbı!

Turizm Haftası’nda kaçak yapı ayıbı!

Yusuf Yavuz

Türkiye, 15-22 Nisan arasında 81 ilde ‘Turizm Haftası’nı kutlayarak turizmin önemini kamuoyuna anlatmak için milyarlar harcarken, Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü turizm cenneti Ölüdeniz kumsalında tam bir kara mizah yaşanıyor. İki ayrı koruma şemsiyesi bulunan Ölüdeniz kumsalında ruhsatsız ve kaçak olarak inşa edilen 500 metrekarelik platform hem turizmcilerin hem de çevre örgütlerinin tepkisini çekiyor. Yöre esnafı ve sivil toplum örgütü temsilcileri, Fethiye Kaymakamı Ekrem Çalık’tan kıyı kanununa aykırı olarak inşa edilen kaçak yapının bir an önce kaldırılmasını talep ettiler.

kumsala inşa edilen platform, paraşüt pilotları için  tehlike yaratıyorFETHİYE TURİZM HAFTASINI BÖYLE KUTLADI

Muğla’nın Fethiye ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Ölüdeniz Belceğiz kumsalında kıyı kanununa aykırı ve kaçak olarak inşa edilerek restoran ve kafe hizmeti veren platform, yöre halkının tepkisini çekiyor. Ülke genelinde Turizm Haftası’nın kutlandığı şu günlerde, uzun süredir ortaya konulan itirazlara karşın bir türlü sökülmeyen 500 metrekarelik dev kaçak yapı, kumsala gelen turistlerin de tepkilerine neden oluyor. Hem Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK), hem de 1. Derece Doğal SİT Alanı olarak iki ayrı koruma şemsiyesi altında olan Ölüdeniz kumsalında ruhsatsız olarak inşa edildiği belirtilen platformun kıyı yasasını da ihlal ettiğini dile getiren esnaflar ve sivil toplum örgütü temsilcileri yapının bir an önce sökülmesini istiyor.

TURİZMCİLER VE STK TEMSİLCİLERİ: ‘KAÇAK YAPI KALDIRILSIN’

Bu amaçla geçtiğimiz hafta Fethiye Kaymakamı Ekrem Çalık’ı ziyaret eden TEMA Fethiye Temsilcisi Okyay Tirli, Ölüdeniz Pilot Kooperatifi Başkanı Celal Yıldız ve Ölüdeniz Hava Oyunları Koordinatörü Kadri Tuğlu, bu konudaki taleplerini yazılı olarak da kaymakamlığa ilettiler. Sivil toplum örgütleri, kumsalda büyük bir görüntü kirliliğine neden olan kaçak yapının sökülmemesi durumunda büyük eylemler yapmaya hazırlanıyor. Zira yılda yaklaşık 75 bin kişinin yamaç paraşütü yaptığı Ölüdeniz bölgesindeki iniş pistlerinden biri olan kumsaldaki yapılaşma, pilotlar ve amatör sporcular için de tehlike oluşturuyor.

BELEDİYE YIKIM KARARI ALDI, SON SÖZÜ VALİLİK SÖYLEYECEK

Sezon başlamasına rağmen paraşüt pilotları uçmak istemiyor. Gelen tepkiler üzerine Fethiye Belediyesi kaçak yapıyla ilgili yıkım kararı aldı. Ancak yıkım kararının uygulanması için Muğla Valiliği’nden onay beklendiği öğrenildi.

Ölüdeniz'de ruhsatsız inşa edilen platform tepki  çekiyorTEMA TEM. TİRLİ: ‘KUMSAL KAFE-BARLARA DEĞİL, HALKA AÇIK OLMALI’

TEMA Fethiye Temsilcisi Okyay Tirli, kumsalın dokusunu bozan ve kıyı işgaline neden olan kaçak yapıyı ahlaki bulmadığını ve bir an önce sökülmesi gerektiğini söyledi. ÖÇK alanlarının özelleştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Tirli, kumsalın kafe ve barlara değil, halkın kullanımına açık olması gerektiğini dile getirdi. Tirli, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gelen şikâyetler üzerine kıyılardaki kullanım ihlallerine ilişkin yayımladığı genelgeyi de anımsatarak, yetkililerden bir an önce yasa ve yönetmeliklerin gereğini yerine getirmelerini beklediklerini de sözlerine ekledi.

BAKANLIK GENELGESİ VAR AMA UYGULAYAN YOK

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay döneminde yayımlanan ve 2012/09 sayılı genelgede, bakanlığın denetimine tabi olan tüm turizm işletmelerinin halkın kıyıdan yararlanmasını engelleyici nitelikteki işaret levhaları, özel güvenlik personeli, çit ya da duvar, şezlong vb kullanımlarla mevzuata aykırılık tespit edildiğine işaret edilerek, “kıyıların kullanımını kısıtlayıcı nitelikteki uygulamaların kaldırılması ve halkın mevzuat çerçevesinde kıyılardan serbestçe yararlanabileceğine ilişkin bilgilendirici levhaların, halkın görebileceği alanlara yerleştirilmesi uygun görülmüştür. Kıyı ve sahil şeridindeki halkın kullanımını kısıtlayıcı uygulamaların kaldırılması ve kamuya açık kullanıma imkân verecek düzenlemelerin sağlanması bakımından gerekli tedbirlerin alınması ve turizm işletmelerinin bu konuda bilgilendirilmesi” gerektiği belirtiliyor.

KAYMAKAM ÇALIK: ‘GÜRÜLTÜ VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ YAPILMASIN!’

Öte yandan Fethiye’de düzenlenen Turizm Haftası etkinliğinde konuşan Kaymakam Ekrem Çalık, ilçenin turizm değerlerini markalaştırmak gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Bunu sağlarsak turizm sezonu hedefini genişletebiliriz. Sezonu daha uzun aylara yaymak Babadağ’ına bin200 metre pist yapıldı. Spor salonu inşası devam ediyor. Alternatif turizm çeşitleri için tanıtım çalışmalarımız var. Alt yapıları daha iyi hale getirip Fethiye merkezinde kurvaziyer limanı gerçekleştirmemiz gerekiyor. Antik tiyatro, Kayaköy, Likya yolu ve pek çok turizm değerimiz kurvaziyer turizmle yılda 500 bin turist daha çekecektir.” dedi.

Turizm konusunda Fethiye’de yapılan çalışmalara değinen Kaymakam Çalık, gürültü ve çevre kirliliği yapılmaması konusunda titiz olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

20.04.2015

© tüm hakları saklıdır

HES şirketi tanıtım sponsoru olunca Artvin halkı ayaklandı!

HES şirketi tanıtım sponsoru olunca Artvin halkı ayaklandı!

Yusuf Yavuz

Artvin Valiliği ve kimi sivil toplum örgütlerince İstanbul Feshane’de gerçekleştirilen Artvin Tanıtım Günleri’nin ikincisine Artvin Derelerin Kardeşliği Platformu’nun protestosu damgasını vurdu. Arhavi ilçesinde HES projesi inşa eden MNG Holding’in Artvin Tanıtım Günleri’ne sponsor olmasına tepki gösten platform üyelerince yapılan basın açıklamasında, “Yaptığı çalışmaların hukuksuzluğu saptanarak Mahkemelerce ÇED Raporu iptal edilen bu şirketin bu organizasyonda yer almasını bütün Artvinliler olarak kınıyor ve protesto ediyoruz” görüşüne yer verildi.

İSTANBUL’DAKİ ARTVİN TANITIM GÜNLERİNDE HES PROTESTOSU

Artvin Derelerin Kardeşliği Platformu adına basın açıklaması yapan Alimerdan Aymelek, Artvin Valiliği ile bazı sivil toplum ögrütlerinin ortaklaşa düzenlediği ve İstanbul Feshane’de bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Artvin Tanıtım Günleri’nin özünde olumlu bir girişim olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bizler genelde Türkiye’nin – bütün Karadeniz’in ve özelde Artvin’in karşılaştığı çevre katliamı ve talanına karşı, deresine, suyuna, dağına ormanına, insanına ve börtü böceğine sahip çıkmaya çalışan, bunun için doğa, çevre ve ekoloji mücadelesini sürdüren Artvin sevdalılarıyız.

DSC_0892‘ARTVİN YILLARDIR VAROLMA SAVAŞI VERİYOR’

Artvin’in ve Artvinlilerin kendi sınırlarını çoktan aşmış en bilinen özelliklerinin başında bilime, sanata ve kültüre önem vermeleri gelir. Bu aynı zamanda doğa, çevre ve insanını koruma bilinci demektir. Artvin uzun yıllardır bir var olma savaşı vermektedir. Artvin, bölgesinde gerçekleştirilen büyük barajlar haricinde onlarca HES, maden ve taş ocağı işgaliyle karşı karşıyadır. Yapılmaları halinde Artvin’in bulunduğu yerden taşınması gerekeceğini saptayan bilirkişi raporlarına rağmen (ve de ÇED raporları) mahkemece iptal edilmişken hala madende ısrar eden ve çalışmalarını aralıksız sürdüren şirketler avlarının başında iştahla beklemektedir.”

dekap‘ÇED RAPORU İPTAL EDİLEN ŞİRKETİN SPONSORLUĞUNU KINIYORUZ’

Artvin’in, doğası, insanı ve kültürel değerleriyle bir bütün olduğuna işaret edilen açıklamada, “Bizler tanıtımından gurur duyduğumuz güzelliklerin sonsuza dek yaşayabilmesi, gelecek kuşaklara bu değerlerin taşınabilmesi için, öncelikle sorunların objektif olarak ortaya konması ve bu sorunların çözümünde ilgili herkesin harekete geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Artvin, maalesef yasa ve yönetmeliklere uygun davranmayan ve bölgeyi yağmalanacak bir rant alanı olarak gören şirketlerin tehdidi altındadır. Bu şirketlerden birisi; 16-19 Nisan tarihinde İstanbul Feshane’de yapılan Artvin tanıtım organizasyonunun sponsorlarından birisidir. Yaptığı çalışmaların hukuksuzluğu saptanarak mahkemelerce ÇED raporu iptal edilen bu şirketin bu organizasyonda yer almasını bütün Artvinliler olarak kınıyor ve protesto ediyoruz” denildi.

‘BU KARA MİZAHI ÜRETENLERİ ARTVİNLİLERE ŞİKAYET EDİYORUZ’

Artvin’in doğa ve çevre açısından yaşadığı gerçeklerin unutularak bu konudaki önerilere rağmen tanıtım günlerinde hiç bir bilgilendirme çalışması yapılmamış olmasının kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu kara mizahı üreten, bunda yeri, rolü olan dernek, vakıf ve ilgili kurul ve kuruluşların yöneticilerini de önce kendi üyelerine, sonrada duyarlı bütün Artvinlilere şikayet ediyoruz. İnanıyoruz ki; bilinçli halkımızın vicdanında bu sorumsuz tutumun mutlaka bir yanıtı olacaktır. Gerek Anayasa, gerek uluslararası sözleşmelerin insanın ve insanlığın evrensel yasa ve kurallarının ışığında, Artvin’den rant elde etmek isteyen bazı şirketlerin sponsorluğunu uygun gören anlayışın Artvinlilerin tepkisini ölçmeye dönük bir çalışma olduğunun da tespitiyle buna karşı gereken demokratik tepkimizi ortaya koyuyoruz. İnsanına, çevresine, suyuna, doğasına ve doğada yaşayan bütün canlı varlıklara sahip çıkma bilinci de Artvinlilerin olmazsa olmaz bir özelliğidir. Bu duruş da bizim bu tanıtıma katkımız olsun” görüşüne yer verildi.

20.04.2015

© tüm hakları saklıdır

Enerji Bakanı’nın temelini attığı nükleer santral kaçak çıktı!

Enerji Bakanı’nın temelini attığı nükleer santral kaçak çıktı!

Mersin’den Akkuyu konusunda tarihi uyarı “Bu temeli atanlar suç işlemektedir, Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz!”

Yusuf Yavuz

Mersin’in Gülnar ilçesinde Rusya tarafından yapılacak olan Akkuyu Nükleer Güç Santralı’nın deniz yapılarının temeli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı törenle atıldı. Bakan Yıldız, depreme dayanıklı olacağını belirttiği Akkuyu’nun Türkiye’nin enerji üretiminin yüzde 28’ini karşılayacağını öne sürdü. Ancak Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, dünyada hiç denenmemiş bir teknolojiye izin verenlerin Mersin’in kalbine bir atom bombası yerleştirdiklerini öne sürdü. Dernek yönetim kurulu üyesi avukat Semra Kabasakal ise projeye karşı açılan 6 ayrı davanın sürdüğünü belirterek, “bugün atılan temelin yasal dayanağı yoktur. Temeli atılan inşaat kaçak olacaktır. Bu inşaatın temelini atanlar suç işlemektedir, inşaatın derhal durdurulması için Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz” dedi.

akkuyu nükleer santralı canlandırma‘AKDENİZ’İN KALBİNE ATOM BOMBASI YERLEŞTİRDİLER’

Gülnar’a bağlı Büyükeceli mahallesinde temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santralı’yla ilgili basın açıklaması yapan Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, “Bugün bu temeli atanlar, dünyada hiç denenmeyen bir teknolojinin Akkuyu’da yapılmasına izin vererek, Mersin’in ve Akdeniz’in kalbine bir atom bombası yerleştirmişlerdir” dedi.

Bakan Yıldız Rus yetkililerle birlikte temel atma  törenine katıldı‘ÜLKEMİZİ YÖNETENLER GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA SUÇ İŞLEDİ’

Mersin halkının 40 yıldır süren nükleer karşıtı mücadelesinin hiçe sayılarak, hiçbir yasal dayanağı olmayan bir temel atma törenine tanık olduklarını dile getiren Aslan, “Bugün ülkemizi yönetenler halkın gözünün içine baka baka suç işlemiştir. Maalesef bu suça Rusya devleti de ortak olmuştur. Bugün Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin temelini atanlar Akdeniz Bölgesi’ni gözden çıkarmışlardır. Bugün bu temeli atanlar yaşam hakkımızı gasp etmişlerdir. Bugün bu temeli atanlar Çocuklarımızın geleceğini karartmışlardır. Bugün bu temeli atanlar, dünyada hiç denenmeyen bir teknolojinin Akkuyu’da yapılmasına izin vererek, Mersin’in ve Akdeniz’in kalbine bir atom bombası yerleştirmişlerdir” görüşünü savundu.

MERÇED AÇIKLAMA1 MERÇED AÇIKLAMA‘AKKUYU’NUN NÜKLEER ATIK DEPOSU OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’

Akkuyu Nükleer Santralı projesinin iptal edilmesi konusunda hükümeti defalarca uyardıklarını anımsatan Aslan, “her ne kadar bugün halka rağmen ve hukuksuz bir şekilde temeli atılsa da Mersin Halkı, Akkuyu’nun Çernobil ve Fukuşima olmasına, Akkuyu’nun nükleer atık deposu haline dönüşmesine, bölgemizin ekosisteminin bozulmasına, insanları öldürmek için Akkuyu’da ‘nükleer silahın hammaddesinin üretilmesine’, kamu kaynaklarımızın zarara uğratılmasına, bölgemizin tarımına ve turizmine darbe vurulmasına, neden olacak nükleer santralinin yapımına asla izin vermeyecektir. Mersin halkı bu hukuksuzları en kısa sürede durdurarak, ekonomik ve siyasi rant kazanmak isteyenlere gerekli cevabı verecektir. Bundan sonrada mücadelemiz çok etkin bir şekilde devam edecektir” ifadelerini kullandı.

AV. SEMRA KABASAKAL: ‘TEMELİ ATILAN NÜKLEER SANTRAL HUKUKSUZ’

Türkiye’nin ilk nükleer santralı olarak atılan temelin hukuksuz olduğunu ileri süren MERÇED Yönetim Kurulu Üyesi avukat Serme Kabasakal ise Akkuyu Nükleer Santralı’na karşı 6 ayrı dava açıldığını anımsatarak, söz konusu davaları şöyle sıraladı: “Hukuksuzluklarla dolu açılan davalar şunlardır: ÇED raporu alınmadan ÇED raporu bölünerek taşocağı işletme ruhsatı, ÇED raporu alınmadan Mersin Valiliği toprak koruma kurulu kararlarına karşı açılan davalar, ÇED rapor alınmadan Güncellenen yer lisansı onayına karşı açılan dava, ÇED raporu iptal davası, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında işaretli olan santralın iptali için açılan dava ve Akkuyu bölgesini doğal sit alanı olması için açılan dava.”

‘NÜKLEER İNŞAATI KAÇAK, SAVCILARI GÖREVE DAVET EDİYORUZ!’

Akkuyu projesinin Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelere de aykırı olduğunu kaydeden avukat Semra Kabasakal, projeyle ilgili ÇED raporunun uluslar arası sözleşmeler ihlal edilerek onaylandığının altını çizerek, “Ancak onaylanan ÇED raporuna karşı Mersin İdare Mahkemesi’nde dava açılmış olduğundan ÇED raporu kesinleşmemiştir. Bu nedenle bugün atılan temelin yasal dayanağı yoktur. Temeli atılan inşaat kaçak olacaktır. Nükleer santral gibi tehlikeli ve büyük bir projenin kaçak olarak yapılması nedeniyle, bu temeli atanlar suç işlemektedir. Bu kaçak inşaatın derhal durdurulması için Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz” dedi.

16.04.2015

© tüm hakları saklıdır

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 568 takipçiye katılın